Ana Sayfa | Özel İçerik | Köşe Yazıları | Macaristan GP: Button Yine Yağmur Gibi

Macaristan GP: Button Yine Yağmur Gibi

Gönderen:
Yazı Boyutu: Decrease font Enlarge font
Jenson Button, 2011, Macaristan GP Jenson Button, 2011, Macaristan GP

Beş yıl önce yine bu pistte, yine değişken pist koşullarında aldığı ilk galibiyetine, pazar günü on birincisini ekleyen Jenson Button, Formula 1′de yer aldığı on bir yıl boyunca katıldığı 200. yarışı da galibiyetle tamamlamış oldu. Tarihin cilvelerinin art arda geldiği bu hafta sonundaki Macaristan GP’si, V8 motorlarının 200. ve Nico Rosberg’ün de 100. yarışı oldu aynı zamanda. Jenson Button, kazandığı bu yarıştan sonra, McLaren formasıyla almış olduğu dört galibiyetin de tamamını değişken hava şartlarda vuku bulmuş oldu: 2010 Avustralya, 2010 Çin, 2011 Kanada ve 2011 Macaristan. Sebastian Vettel, son dört yarıştır galip gelemese de bir şekilde, kendisini takip eden sürücünün önünde bitirmeyi başararak liderliğini artırmayı başardı. Almanya GP’sinde bir parça silik görünse de bu hafta sonunda oldukça düzenli ve sağlam bir yarış çıkarmayı başardı. “Formula 1, arabaların doksan dakika döndüğü ve sonunda Fernando Alonso’nun podyuma çıktığı bir spordur” mottosunun cevvali İspanyol pilot, son dört yarışta en çok puan toplayan isim. Sırasıyla 2., 1., 2. ve 3. olan Alonso, geçen sene yaptığının bir kopyasını bu sene de yapıyor, ancak rakibi Vettel, bu kez ondan çok uzak.

Hata yapmayan neredeyse hiçbir sürücünün, takımın olmadığı bu hafta sonunda, yarışın sonucuna bakarak herhangi bir sürücüye veya takıma yüklenmek çok büyük haksızlık olur. Stratejilerin ister istemez çok fazla değişkenlik gösterdiği yarışın sonucunu, her ne kadar son 15 turda başlayan yağmur belirlemiş gibi görünse de, aslında yarışın kaderini belirleyen asıl etmen Pirelli lastiklerinin her iki hamuru arasındaki hız ve aşınma farkı oldu. Yarıştan önce yağan ve yarış sırasında da kısa bir süre devam eden GP’de, geçiş lastikleriyle başlamak neredeyse bir mecburiyetti. Bu ilk turlarda araçların neredeyse tümünün sanki buz üstünde gittiklerini gördük. Bu durumda Lewis Hamilton, diğer tüm sürücülerden çok daha rahat göründü. Herkesin pist dışına taştığı, Massa’nın büyük bir spinle önemli saniyeler kaybettiği, Alonso’nun Rosberg’e ve Massa’ya geçilip sonra onları teker teker geçtiği bir sırada İngiliz pilot, ikinci virajda önden kayan Vettel’i geçerek liderliği ele aldı ve birkaç tur boyunca da fark açarak rahat bir yarış götürdü. Tabii bu noktada kurumaya başlayan zemin de bir yarış çizgisi oluşmasını sağladı. Bu noktada ilk davranan, elbette kaybedecek daha az şeyi olan Webber ve Massa oldu.

Yağmur-kuru geçişlerinin yaşandığı pistlerde erken pite girmek, normal bir yarışta erken pite girmekten çok daha fazla avantaj getirir çünkü lastikleri ısıtmak için bu soğuk zeminde lastiğin daha fazla dönmesine ihtiyacınız vardır. Bu da birkaç tur demek. İşte bu noktada Webber’in ve Button’ın erken pit-stopları, her ikisine de önemli sıralar kazandırmış oldu. Button, önündeki Vettel’den ve Webber de önündeki Alonso’dan birer tur erken pite girince, pit çıkışında onların arkasında kalmış olsalar da lastikleri çok daha iyi ısındığı, dolayısıyla yol tutuşları çok daha iyi olduğu için rakiplerini geçebildiler. Bu noktada ilk iki sıra McLaren’in, üç ve dört Red Bull’un, beşinci sıra da Alonso’nundu. Yani şampiyonada hâlâ şansı olan beş önemli sürücü, bu zorlu şartlarda kendilerinden bekleneni yapıp kendilerine yakışan sıralara yerleşmişlerdi. Şimdi artık Hungaroring’in sıkıcı pistinde yapılacak tek şey, lastik stratejisini doğru seçmekti. Yağmur lastiklerinin kullanılmasıyla birlikte, her iki lastik hamurunun da kullanılma zorunluluğu ortadan kalktığı için, takımların ne tür stratejilerle yarışacaklarını önceden tahmin etmek müthiş güç oldu. İlk izlenimi edinmek için ikinci pit-stop’ların gelmesini bekledik zira o zaman süper yumuşak lastiklerin ne kadar dayandığına dair bir fikrimiz olacaktı. Yanıtını, Webber ve Alonso’nun pite daldığı 25. turda aldık.

Hemen ardından birer tur arayla sırasıyla Hamilton, Button ve Vettel de pite geldiler. Webber, süper yumuşak lastiklerle 15 tur, Alonso 13 tur, Hamilton 14 tur, Vettel ve Button da 16 tur gitmiş oldular. Bu noktada yarışın bitmesine 42 tur vardı ve takımların elinde kalan süper yumuşak lastik seti de ikiydi. Dolayısıyla yarışı süper yumuşak lastiklerle bitirmek için her iki setle de 21 tur atmaları gerekiyordu ki bu setlerin, sıralama turlarında kullanılan setler olduğunu da hatırlatalım. Kısacası, böyle bir şey mümkün değildi. Dolayısıyla ya 10’ar turluk iki bölüm hâlinde süper yumuşakları bitirecekler ve son 20 turda yumuşak lastiğe geçeceklerdi ya da süper yumuşak setlerden birine 15-16 tur yaptırıp kalan 26 turu da yumuşak lastikle tamamlayacaklardı. Bu son ihtimal, ki 3 pit-stop demek oluyor, Pirelli’nin yarıştan önce yaptığı tahminlere de uyuyordu. Yağmur ihtimali de olmadığına göre takımlardan hangisinin hangi stratejiyi seçeceğini fark etmek kilit öneme sahip oldu. Bize bu anlamda ilk işaret fişeğini atan da Alonso oldu, 36. turda pite girerek. İspanyol pilotun böylece 4 pit-stop stratejisinde olduğunu anlamış olduk.

Bu noktada aslında Alonso’nun isteyerek değil de zorunda kaldığı için bu stratejiyi seçtiğini söyleyebiliriz çünkü Webber’in arkasında kalarak çok fazla zaman kaybetmişti. Erken pite girerek hızlı turlar atmayı, böylelikle de Webber’i geçmeyi planladı. Red Bull ise buna hemen yanıt vermediler ve Webber’i üç tur daha pistte tutarak 4 pit-stop’tan 3 pit-stop bölgesine geçtiler çünkü Alonso’yla aynı stratejide olsalardı Ferrari pilotunu asla geçemeyeceklerdi. Webber pitten çıktığında, Alonso’nun gerisindeydi ve aradaki fark da 12 saniyeydi. Son 4 turda Alonso’nun süper yumuşak lastiklerle tur başına 3 saniye daha hızlı olmasının bir sonucu. Ancak bundan sonra işler istendiği gibi gitmedi. Alonso, yapacağı ekstra pit-stop’u satın almak için, tur başında bir saniye daha hızlı olmalıydı ki pitte kaybedeceği 23-25 saniyeyi pistte kazanabilsin. Sert lastikleri takan Webber’in pitten çıktığı turda Alonso ile aralarında oluşan 12 saniyelik fark, beş tur sonra 10 saniyeye düşmüştü bile. Bunun da tek bir anlamı vardı: 4 pit-stop işe yaramamıştı. Alonso, istediği farkı açamıyor; aksine Webber, Alonso’dan çok daha iyi turlar atıyordu. Bundan canı yanan bir diğer pilot da Lewis Hamilton oldu.

Ön lastiklerinin fazla aşınması sebebiyle 4 pit-stop stratejisine geçmek zorunda kalan Hamilton, aslında Webber’den bir tur sonra pite girerek, 3 pit-stop’luk alanın içinde kalmıştı. Ancak Hamilton’ın yoğun lastik kullanımı, onun 30 tur yumuşak lastiklerle gidemeyeceği anlamına geliyordu. Hemen ardından Button’ın ve Vettel’in de pite gelip yumuşak lastikleri almalarıyla, aslında durgun gibi görünen enfes bir yarış da başlamış oldu. Hamilton ve Alonso, yapacakları fazla pit-stop’u satın alacak farkı açmak zorundalarken, diğerleri de bu farkın açılmaması için ellerinden geleni yapacaklardı. Daha ilk birkaç turda, Hamilton’ın gereken farkı yakalayamayacağı ortaya çıktı. Button, pitten çıktığının ikinci turunda Hamilton’dan daha iyi dereceler atmaya başlamıştı bile. İkilinin arasındaki fark da yedi saniye bile değildi. Bu durumda Vettel’in de ikinciliği alma şansı vardı çünkü Hamilton’la aralarındaki fark 10 saniye bile değildi. Hattâ Hamilton, 19 saniye önündeki Webber’in bile arkasına düşebilirdi çünkü o anda Webber de Hamilton’dan hızlıydı ama işte tam o anda yağmur başladı.

Bu değişken koşulların iyi sürücüsü olarak bildiğimiz Hamilton’ın attığı spin, yarış birinciliğini olmasa da sıralamadaki yerleri değiştiren bir spin oldu. Piste dönmeye çalışırken yaptığı tehlikeli hareket sonucunda pitten geçme cezası alınca Hamilton, rahat bir birincilik alacakmış gibi görünürken, hata yaptığı halde podyumla bile yetinebileceği yerde, altıncılığa kadar geriledi. Button ve Vettel, Hamilton’ın lastiklerinin bittiği noktada onu geçmeyi başardılar. Bu noktada Alonso, normal stratejisinin gerektirdiğini yapıp pite girdi ancak geçiş lastiklerini almadı çünkü radar, yağmurun biraz sonra sonlanacağını söylüyordu. Oysa birkaç tur sonra yağmur şiddetlenmeye başlayınca, Rosberg’le başlayan ve virüs gibi yayılan süreç Hamilton’a kadar gitti ve yarışı kaybettiğinin farkında olan McLaren ekibinin, kendisini risk almak zorunda hissetmesi sebebiyle geçiş lastiklerini takmasına sebep oldu. Tıpkı McLaren gibi, hatalı ayakta yakalanan Red Bull da, en azından bir sürücüsüyle bu riski aldı ve Webber’i, Hamilton’dan bir tur önce pite alarak geçiş lastiklerini taktı. Yağmur yağmaya devam etseydi, yarış büyük ihtimalle Webber’in olacaktı. Cezası olmasaydı da Hamilton’ın. Ancak geldiği gibi hızlı bir şekilde gidince yağmur, Webber de Hamilton da ve gridin büyük bir çoğunluğu da tekrar pite girdiler ve yarışları da böylece noktalanmış oldu. Button, yumuşak lastiklerle 28, Vettel de 29 tur atarak bitişe gelmeyi başardılar. Alonso, son pit-stop’unda, şeytana uymayıp geçiş lastikleri takmadığı için, normalde yavaş olan 4 pit-stop’luk stratejisiyle alamayacağı bir podyumu da, diğerlerinin şanssızlığı sayesinde cebe indirmiş oldu. Yarışın son bölümünde Vettel’in ve Red Bull’un, McLaren’e göre hızlı olması ancak Vettel’in, fren sorunu nedeniyle yavaşlamak zorunda kalması, son turları bile eğlenceli olabilecek bir yarışın normal bir havada bitmesine sebep oldu. Yine de ağzımızı hayra açalım. Uzun zamandır böyle güzel bir Macaristan GP’si izlememiştik. Dahası ne olsun.

Son 8 turunda, Perez’in Maldonado’yu geçmesi dışında hiçbir sıra değişikliğinin olmadığı yarışın ön bölümünde olanlar böyleydi. Arka bölümündeyse kayda değer gelişme, yarışa 23. sıradan başlayan Buemi’nin, yarışı 8. sırada bitirerek ondan ön sırada başlayan takım arkadaşını geçmesi oldu. Bu aslında son birkaç yarıştır Alguersuari’nin yaptığı ve Buemi’nin kıskandığı bir durumdu. İspanyol pilot son 5 yarışta üç kez 18, iki kez de 16. sıradan start aldı ve bu yarışların üçünü 8., ikisini 10. ve birini de 12. olarak tamamladı. Buradan öğrendiğimiz şey aslında çok ironik. Q3’e kalma şansları olmayan ya da Q2’de üst sıralarda yer alamayacak takımlar, örneğin Toro Rosso veya Williams, sıralama turlarında opsiyon lastiğini harcamazlarsa, yarış geldiğinde bu yepyeni üç set lastikle rahat rahat üst sıralara tırmanıp puan alabiliyorlar. Toro Rosso’nun, Avustralya yarışı hariç, kazandığı bütün puanların geriden gelerek kazanıldığını söylesem? Avustralya GP’sinde de 10. başlayan Buemi, yarışı 8. sırada bitirebilmişti. Bu gerçekten ilginç bir istatistik. Williams’ın neden böyle bir şeyi denemediğine şaşırıyorum. Aynı şey Çin’de Webber’in başına gelmişti ve böylesine hızlı bir arabayla neredeyse yarışı bile kazanacaktı. Pirelli bu yıl gerçekten önemli bir giriş yaptı. Bana kalırsa yarışları DRS’ten çok daha fazla etkiliyor. Hamurların arasındaki hız ve aşınma farkı, takımları farklı strateji kurmaya itiyor ve bu da, Macaristan gibi bir yarışı bile nasıl heyecanlı hale getiriyor. Bana kalırsa bu sezonun en flaş noktası DRS ya da KERS değil, Pirelli lastikleri.

Böylelikle yarışın sonuna geldik. Macaristan GP’sini, Sinan’ın evinde, onun misafirperverliğiyle izledik. Gerçekten de yarışı tek başına izlemekten daha farklı ve kapsamlı oluyor. O bir şey söylüyor, sen bir şey söylüyorsun, beyin damarların çalışıyor, yarışı anlıyorsun, eğleniyorsun, Martini içiyorsun, ehm ehm, işte yarış falan yani. Neyse, sonraki programda görüşmek üzere. Hıck.

 

Ali Ünal

http://www.ali-unal.net/f1/

Yorumlar (19 Gönderildi) - Tüm Yorumlar

avatar
homeros 04.08.2011 22:33:17
İşte bende lastiklerin yarışlarda bu kadar belirleyici olmasını saçma buluyorum. Safi yarıştan giderek uzaklaşıyoruz. Lastik koruma stratejileri, ve fia kuralları...
avatar
Omer 03.08.2011 14:03:55
Yanlışsam düzeltir misiniz lütfen?

O lastikleri değil de doğru lastikleri taksaydı ne olur, asla bilemeyiz tabii ki ama Hamilton galibiyeti zaten kaybetmişti. Jenson da, Sebastian da ondan bir eksik pitle yarışı tamamlayacaklardı. Sebastian'ı geçerdi bana sorarsanız ama Jenson zaten kazanacak (teorik olarak tabii ki) farkı elde etmişti.

Hamilton için herkes (Serhan Acar da dahil) "yanlış lastik seçimi (geçiş lastiği) galibiyet şansını bitirdi" diyor. Bu söze katılmıyorum.
avatar
efBir 03.08.2011 12:53:05
Yazıda cımbızlanan alıntı, bilenler bilir, İngiltere'nin efsane oyuncusu Gary Lineker'in, İngiltere'nin turnuvalarda Almanya'ya yenilmesiyle ilgili olarak sarf ettiği bir söze göndermedir. Sözün aslı şöyle:

"Soccer is a game for 22 people that run around, play the ball, and one referee who makes a slew of mistakes, and in the end Germany always wins."

"Futbol, 22 kişinin koşuşturduğu, topa vurduğu; bir hakemin bir sürü hata yaptığı ve sonunda hep Almanların kazandığı bir oyundur."

Tabii, arka planı bilmeyince ya da göndermeyi anlamayınca, özgür çağrışımlardan böyle sonuçlar çıkabiliyor. Bu gerekli bilgiyi verme ihtiyacı hissettim.
avatar
Abdullah Çelik 03.08.2011 11:56:20
bu tür eleştirilere şaşırmıyorum çünkü hep oluyor. birisi bir yorum yapıyor ardından o yorum deşiliyor deşiliyor deşiliyor vay efendim sen böyle demek istedin. tüh sana... tarzı bir şey çıkıyor ortaya. bilmiyoruz tabi aslında o kişinin zihninde öyle bir şey olup olmadığını. burada akıl okuma olayı çok var.
avatar
Mc_ 03.08.2011 01:11:57
“Formula 1, arabaların doksan dakika döndüğü ve sonunda Fernando Alonso’nun podyuma çıktığı bir spordur” mottosunun cevvali İspanyol pilot''

Bu cümleyi Alonso'cuların nasıl küçük görmek olarak algıladığını anlamak mümkün değil. Ali Bey burada her yarışta podyuma çıkmayı bir şekilde başardığı Alonso'yu net bir şekilde övüyor oysa.

Ali Bey'in tarafsızlığında herhangi bir problem yok. Siz kendiniz taraf olduğunuz için öyle algılıyorsunuz.
avatar
quva 03.08.2011 00:04:46
“Formula 1, arabaların doksan dakika döndüğü ve sonunda Fernando Alonso’nun podyuma çıktığı bir spordur” mottosunun cevvali İspanyol pilot''


Ali Ünal Macaristanda olanlar hakkında bu şekilde bir tanıma neden ve nasıl ihtiyaç duyabildiğini anlamış değilim.Ramazan arefesinde içilen martini yarışı gözlemlemeye engel teşkil etmiş gibi.
Yapılan lastik seçimlerine, bunların zamanlamalarına ve önü açık olabilecek şekilde stratejik pitstoplara vurgu yapılması gereken bir yarış izledik.Fernando hiç şanssızlık yaşamamış ama diğerleri sürekli şanssızlık yaşamıştır değil mi?Button ve vettel ilk çizgiden start alıp aynen o şekilde bitirmişlerdir değil mi?Böylece Hamilton'un yanlış lastik ve spinininden de etkilenmemişlerdir değil mi?
Hamilton da şanssızlık yaşamıştır ama aynı zamanda şanslı olduğu noktalar da olmuştur.Örneğin Heidfeld'in aracı yandığında Hamilton ile Button arasında ne kadar fark vardı?Patlama esnasında bir SC girseydi Hamiltonun emek emek açtığı o saniyeler nasıl da eriyip gidecekti.Öte yandan Webber'in geçiş lastikleriyle daha fazla pistte kalması Hamilton'un ekmeğine yağ sürmüştür.Bir de yoğun trafik denk gelince hoop 4.lük cepte.Doğru değil mi Ali Ünal..

Her iki McLaren aracına da geçilmiş olan Vettel için bir şekilde podyumda olmayı başardı derken (bunu başarı diye nitelerken)Fernando'ya podyumun 3. basamağını reva görmeyip şans demek ne kadar manidardır değil mi?
avatar
sandro verone 03.08.2011 13:04:13
''RAMAZAN AREFESİNDE İÇİLEN MARTİNİ YARIŞI GÖZLEMLEMEYE ENGEL TEŞKİL ETMİŞ GİBİ'' de neyin nesidir?

''ramazan arefesi'' vurgusu nu açıklayabilen varmı?

bu düpedüz kişisel hayata sözlü saldırıdır...!
avatar
kirve 12 03.08.2011 15:05:57
Yarış Ramazanın ilk günün başlangıcından bir gün önceydi biz buna arefede deriz,dolayısıyla Ali Ünal'ın kafası güzelken bu yazıyı yazmış anlamı çıkarıyorum ben,sen ne anladın Ramazan arefesin denmesinden ? Kişisel hayata ne gibi bir müdahale var bunda ?
avatar
sandro verone 03.08.2011 15:36:46
@kirve ; ramazan arefesinde içmemiş olsa engel teşkil etmemiş mi oluyor?

ramazan vurgusunu oraya koymak ''sen ramazan geldiğinde böle içersen tabiiki düzgün göremezsin'' demeye getirmektir..
benim anladığım bu...
ve kişi istediği zaman içer bu da kimseyi ilgilendirmez...yanlışmıyım
avatar
kirve 12 03.08.2011 20:47:27
Bence sen biraz yanlış anlamışsın,Ramazan arefesinde içinin kafasıda aynı olur Ramazan haricinde içeninde kafası aynı olur :) Tabiki kimse kimsenin içmesine karışamaz.O konuda sen haklısın,zaten arkadaşda bu konuda bir sey söylememiş.
avatar
mahir kutucu 03.08.2011 04:34:40
evet bizde sizi bekliyorduk acaba ali ünal alonso hakkında nasıl yanlış bir şey yazmış diye ? artık komik olmuyur musunuz, adam övse de suç sövse de suç
avatar
misafir 04.08.2011 23:00:55
ALi Ünal ın Hamilton u eleştirdiğinde neler yazıldığını hatta adama hakarete varan şeyler yazan Hamiltoncuların yazdıklarınıda bir okuyun bakalım ki ALonso taraftarlarının ne kadar kaliteli olduğunu anlarsınız. O yazısının altınada Ali Ünal ın sebeplerini de yazıp neden yazdığınıda biz yazdık.
avatar
misafir 02.08.2011 21:16:46
“Formula 1, arabaların doksan dakika döndüğü ve sonunda Fernando Alonso’nun podyuma çıktığı bir spordur” mottosunun cevvali İspanyol pilot,'

Ali, her zaman taraf olarak yazmış bir kişidir fakat ALonso yu bu kadar küçük gören tanımını anlatabilmek anlamak kadar zor olsa gerek.Yarışın başında BUtton ın arkasına geldiğinde kayıp iki pilota geçilmese ( o kadar yavaş kalan iki pilota) sıradakiler olan Vettel ve Hamilton da Alonso nun hızına tanık olacakdı.Ali ,genelde McLaren galibiyetlerine yazan bir kişidir ki; Alonso nun bu manevrasından sonra bu hafta yazmak zorundada kalmayabilirdi.
Taraf olmasına diyecek lafım yok çünkü bende tarafım ama karşı tarafı bu kadar basit görmenin yanında basit göstermekde uygun olmasa gerek.Webber in yavaşlığını 20 tur çekmek,stratejini değiştirip 19 sn civarı pit fazlasını kabül etmenin yanında süper yumuşak lastiklerin yumuşak lastiklerden dahi yavaş kalmasına rağmen bir pitlik mesafe ile 3. olabilmek...Button ın arkasında pist dışına çıkmasaydı Macaristan GP ded bir yarış ve yarışçı konuşulacakdı.
avatar
mahmut yalın 02.08.2011 23:48:44
neden her yazıda bir alonso fanı bir hata buluyor anlamış değiim.tamam biz alıştık da ali ünal'ı bari yıpratmayalım.şu ülkede kaç tane f1 yazarı var..
avatar
misafir 04.08.2011 22:58:54
Bizler sizlerin yaşı kadardır bu spor u ve onu izleyenleri izliyoruz.ALi nin ne olduğunu ve neye ne şekilde yazdığını bilecek kadarda iyi gözlemlemişim.Bazılarının Ballı Alonso tanımlarını andırırcasına yazmış olduğu cümleyi anlayamayacak kadar kapasitesiz değilim ki bunu anlatmak istiyorsa çıkıp kendisi söylesin.Siz ALi nin neresini okuyorsunuz ki benim anladığımın tam tersini buldunuz??
avatar
Yusuf Hitay 02.08.2011 20:20:14
"Button ve Vettel, Hamilton’ın lastiklerinin bittiği noktada onu geçmeyi başardılar"

böyle bir şey hatırlamıyorum, hamilton yağmur lastiklerini takmak için pite daldığında liderdi sanki. burada anlatılmak istenen tur dereceleri olsa gerek.

bu arada yumuşak lastiklerin süper yumuşaklar ile hemen hemen aynı dereceleri kaydettiği, hatta 2-3 tur sonra süper yumuşaklardan daha hızlı olduğunu da hatırlatmak gerek. enteresan ama yepyeni süper yumuşak lastikleriyle alonso ve hamilton, vettel-button ikilisinden hızlı değildi. çok garipti gerçekten, izah edecek mantıklı bir argüman bulamadım.(sıralama turlarında fark en az 1 saniye idi)
avatar
Neil Perry 02.08.2011 21:09:10
haklısın vettel pist üstünde hamiltonu geçmedi hamilton superyumusaktan intermediate geçtiginde pitlerde geçti
soguk havadan başka izah edilecek bişi aklıma gelmedi benim de s.yumusaklar bi turlu ısınamamış olmalı yumusaklar ise 1tur sonra hemen perfromans vermeye başladı vettel yumusaklarla hamiltondan daha hızlıydı yariştayken hamilton ile alonsonun stratejisini patlatan tam da buydu
avatar
Yusuf Hitay 02.08.2011 21:20:57
çok garip bir durum, acaba pirelli renkleri mi karıştırdı :) çünkü yumuşaklar hem çok dayandı hem daha hızlıydı(ilk 1-2 tur hariç)
avatar
bülent kınık 02.08.2011 19:35:04
alonso için çok güzel bir benzetme.buna button'u dahil edebiliriz, bu iki sürücünün stilini çok sevmesem de bu adamlar hep podyumdalar.tabii alonso tek tur hızıyla button'dan ayrılıyor.umarım sitede yine alonso-lewis gibi tartışmalar çıkmaz :))
Toplam: 9 | Gösterilen: 1 - 9

Yorum Yaz

*Zorunlu
  • Kalın
  • Eğik
  • Altını çiz
  • Alıntı Yap
(Linkin sonu jpg, gif, png ile bitmelidir)
(Youtube videosunun sonundaki rakamlar)
  • Arkadaşına Yolla Arkadaşına Yolla
  • Haberi Yazdır Haberi Yazdır
  • Sadece Yazı Sadece Yazı
        Paylaş Haber Etiketlenmedi
Son Haberler

Bu Haberi Ne Kadar Beğendin?

2.33

Connect with facebook