Lewis Hamilton'ın Sözü
Formula 1′in son yıllarında gördüğü en önemli yeteneklerden biri olan Lewis Hamilton, bu hafta yapılan Monaco GP’si ile birlikte farklı kişilerde farklı tepkilerin oluşmasına neden oldu. Onu sevenler ve yarışçı kimliğine hayran olanlar, bir şekilde onu haklı görecek sebepleri bulmakta imtina etmezlerken, aynı bonkörlüğü, onu sevmeyenler de, bir şekilde onu haksız görecek sebepleri bulmada göstermeyi başardılar. Çok zıt iki kutba ayrılmış gibi görünen Lewis Hamilton gerçeğinde, her iki kampta da bu duruma nasıl gelindiğini kavramak aslında her çok zor değil. Bunun için Monaco GP’sinden önce 2007 yılına gitmemiz gerekiyor.
Ron Dennis’in, küçüklüğünden beri kariyerine yatırım yaptığı ve planlanandan daha erken bir şekilde Formula 1′de koltuk verdiği Lewis Hamilton, çaylak sezonu 2007′de takım arkadaşı çifte dünya şampiyonu Fernando Alonso’yla dişe diş mücadele edip şampiyonluğu da son yarışta kaçırınca, tıpkı Jacques Villeneuve’da olduğu gibi kendine bir hayran kitlesi yaratmayı başardı. F1′deki ilk sezonunda, kendisinden çok çok deneyimli olan ve birçoklarınca F1′in en iyi pilotu olarak gösterilen Alonso’ya karşı önemli bir üstünlük kurması, F1′i az buçuk takip edenlerin bile ilgisini çekti. Dolayısıyla, Formula 1 izleyicisinden ziyade Lewis Hamilton izleyicisi olan bir kitle meydana geldi. Her etkinin, kendine eşit ve zıt yönlü bir tepki oluşturması hasebiyle, Lewis Hamilton’a karşı da benzer bir kitle oluştu. Bir taraf, mevcut birçok F1 pilotunda eksik olan yarışçı kimliği ve hırsını Hamilton’da bulmaktan çok çok memnunken, diğer taraf, Hamilton’ın, F1′e başlarken diğer iyi sürücülerin geçtiği dikenli yollardan geçmeyip doğruca McLaren gibi hızlı bir takımda yer almasının onun gerçek hızını görmemize engel olduğu ve Villeneuve gibi tek atımlık barutu olduğu yönünde hemfikirdi.
Açıkçası kısa Hamilton tarihinin bize öğrettiği bir şey var ki, o da İngiliz pilotun asla ve asla tek atımlık bir barut olmadığıdır. 2009 yılında, gridin büyük bölümünden daha yavaş olan bir araçla da kalitesini ve hızını göstermeyi başararak bir anlamda, ikinci grubun tezini çürütecek önemli kanıtları biz Formula 1 severlere sunmayı başardı. Keşke Hamilton’la ilgili hikâye burada bitseydi ve biz onu, Formula 1′in görüp göreceği belki de en büyük pilotlardan biri olarak hatırlayabilseydik. Ne yazık ki Hamilton’ın başarı öyküsü, onu tartışmalı birçok konunun içine de sürüklemeyi belki de zorunlu kıldı. Birçok başarılı pilot da olduğu gibi.
Hamilton’la ilgili olarak aklıma ilk gelen “tartışmalı” konu 2007 Macaristan GP’sidir. Sıralama turlarında Fernando Alonso’nun onu engellemesi ve bu sebeple Q3′te son turu atamayıp polü Alonso’ya kaptırması, hâlâ gün gibi aklımda. Alonso’nun bu kez sınırı aştığını düşünmüş ve aynı yıl Monaco’da yaşananlardan sonra Hamilton’ın, ikinci kez haksızlığa uğradığını sanmıştım. Ancak daha sonra, Alonso’nun bu hareketinin, aslında Hamilton’ın bir takım emrine uymamasından kaynaklandığını öğrendiğimde, onunla ilgili de ilk şüphelerim oluşmaya başladı: Hamilton, göründüğü ve kendini göstermeye çalıştığı gibi dürüst biri değil miydi yoksa? McLaren, o sezon Hamilton’ın şampiyonluk için savaş veremeyeceğini düşündüğü için (belki), Monaco GP’sinde Alonso’nun kazanması için takım taktiğini değiştirmiş ve belki de Hamilton’ın, o yarışı kazanmasını engellemişti. Ancak daha sonra Kanada ve ABD GP’leriyle birlikte Hamilton liderliğe yerleşince, rüzgâr birdenbire İngiliz takımın İngiliz sürücüsü Hamilton’a dönmüştü. Macaristan GP’sinin sıralama turlarında Hamilton’ın, takım emrine uymamasındaki alt metin de, Hamilton’ın şampiyonluğa tamamen inanmış olmasıydı. Daha sonra casusluk skandalına kadar uzanan ve son yarışta Alonso’nun, McLaren’in eşit davranmayabileceğine dair şüpheleri nedeniyle FiA’nin McLaren’e bir gözlemci atamasına kadar varan süreçte Hamilton, yavaş yavaş kendi takımını kurmaya başladı. Bu özgüven, Hamilton’ın en büyük kazancı olurken, aynı zamanda onu hırpalayan en önemli zayıf noktası da olmaya adaydı.
Dünya şampiyonluğunu son turun son metrelerinde kazandığı 2008 sezonunda, Hamilton’la diğer sürücüler arasında bazı sürtüşmeler ve laf atışmalar çıkmaya başladı. Geriden başladığı Monza GP’sindeki sürüşü, birçok sürücü tarafından çok sıkı bir şekilde eleştirilen Hamilton, Çin GP’sinin basın toplantısında koltuğunda büyük bir yalnızlıkla oturuyor ve bunların hiçbirini kabul etmiyordu. Aynı yıl Belçika’daki yarışta, Kimi’nin onu yenecek kadar taşaklı olmadığını söylüyor ve Kubica, onun bunu söylediğine inanamayıp, “Gerçekten böyle mi dedi? Biz sürücülerin birbirimize saygısı olması gerek,” diyordu. Lewis Hamilton’ın, pist üstündeyken yenilgiyi asla kabul etmeyen tarzı ve daima en iyi olduğunu ispatlama arzusu, onu sevenler tarafından onun baş tacı edilmesini sağlarken, bir taraftan da Raikkonen’in F1′den ayrılmasıyla yıldız eksikliği yaşayan Formula 1′in yıldızlı tercihi hâline geldi. Formula 1 izlemeye, Lewis Hamilton’dan sonra başlayanların sayısının asla ve asla gözardı edilemeyecek kadar yüksek olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir proje olarak yetiştirilen Lewis Hamilton, bu payeyi sonuna kadar hak edecek yarışçı kabiliyetine elbette sahip, ancak özgüvenden megalomaniye varan tavrı, ona olmayacak şeyler yaptırıp/söyletiyor ve bu da Hamilton’ı, sürekli özür dileyen/hatalarından ders aldığını dile getiren pilotlardan biri hâline getiriyor.
Hamilton’ın kariyerindeki belki de en düşük nokta, şampiyonluğu kazandıktan sonraki sezon, hızlı bir araca sahip olmadığını fark ettiği 2009 yılının ilk yarışı oldu. Beklenmedik podyum sonucunu elden kaçırmamak için, Dave Ryan’ın yönlendirmesiyle hakemlere yalan söylemesi ve ardından sesinin titrediği bir basın toplantısında herkesten özür dilemesi, kısa kariyerinde yaşadığı en derin utançtı. Körü körüne ona hayran olan taraftarları, özür dilediği için onun ne kadar büyük bir iş başardığından dem vururken, neden yalan söylediği üzerinden düşünmeye fazla vakit harcamadılar. Diğer tarafta ondan nefret edenler ise, onun sadece yalan söylemiş olduğu gerçeğine odaklanıp, bir takım oyuncusu olmak gayretiyle yalana boğun eğmek zorunda kaldığı gerçeğini görmek istemediler. Her iki bakış açısı da, hem Hamilton hem adalet açısından oldukça sağlıksız bir yere götürdü onları. Hamilton da bu büyük enerjinin arasında kaldıkça sıkıştı ve yaptığı her hatadan sonra özür dileyerek bundan sıyrılabiliyor olmasını, kötü bir kalkan olarak kullandı. Arkasındaki büyük taraftar ve medya desteğiyle, yeni bir Senna üretilmesine duyulan müthiş özlemin onda yansıma bulmasıyla, pist üzerindeki en iyi pilot olduğu konusunda tartışmasız bir inanca kapıldı. 2011 Monaco GP’sine kadar uzanan bu süreçte Hamilton’ın özgüveni, narsistik bir paydada vücut buldu: Artık sadece o vardı ve birisi onu geçiyorsa, bunun sebebi sadece ve sadece arabasının yeteri kadar hızlı olmamasıydı.
2009 yılıyla başlayan bu inanç, Hamilton’ın birçok kez, “Ben elimden geleni yaptım, ama bu arabayla bu kadar,” söylemine yaslanmasına sebep oldu. Her yarış sonrasında otomatik bir PR robotu olarak, takımın “fantastik” bir iş çıkardığını söylemesinin yanı sıra, kendisinin tek ve mutlak gerçek olduğuna dair yaptığı göndermeler, ben eminim McLaren takımını oluşturan personeli olumsuz bir şekilde etkilemiştir. 2010 sezonu boyunca, sürekli ve sürekli Red Bull’un ne kadar hızlı olduğuna dair yaptığı göndermeler, bu anlamda değerlendirildiğinde sadece McLaren takımına karşı yapılan üstü örtük bir suçlama değil, aynı zamanda rakibinin emeği ve hızına da yapılan bir hakaret olarak algılanabilir zira aynı Hamilton, F1 kariyerine küçük bir takımda stajyer olarak başlayıp merdivenleri sırayla çıkan Senna, Schumacher, Hakkinen, Alonso, Raikkonen ve Vettel’in aksine doğrudan, gridin en iyi motoruna ve dayanıklılığına sahip bir takımda başlamanın avantajını kullandı. Ama bu durum, Hamilton’ın başarısı ya da yeteneğiyle doğrudan ilgisinin olmadığı gibi, onun suçu da değil; tıpkı Red Bull’un hızlı bir araç olmasının, Vettel’in bir suçu olmaması gibi. Bir önceki hafta İspanya GP’si tamamlandığında, podyuma çıkmadan önce sürücülerin su içip hazırlandıkları odada yarışı tartışırlarken, Hamilton’ın çıkıp Vettel’e, “Acayip bir yere basma gücünüz var,” demesinin, o anda yarış kazanmış meslektaşının başarısını bu denli küçültmesi, ne yakışıklı bir hareket ne de âdil bir hareket. Bir terslik olsaydı da yarışı Hamilton kazansaydı ve Vettel çıkıp, “Senin aracın da sert lastiklerle daha hızlıydı,” deseydi ne farkı olurdu? Hamilton ne hissederdi? Formula 1′i hepimiz biliyoruz. İyi bir aracınız yoksa, yarış kazanmanız mümkün değil. Peki, Red Bull’un son üç sezondur en hızlı araç olduğunu artık voleybol izleyicisinin bile bildiği şu ortamda, Hamilton’ın neredeyse her yarışta Red Bull’un avantajından bahsetmesinin anlamı ne? Monaco GP’sinin sıralama turları sonrasında Hamilton’ın verdiği şu röportaja bakın:
Burada sollama yapamıyorsunuz, elimden geleni yapacağım. Pes etmeyeceğim, ama yarışı kazanma şansım yok. Sebastian elini kolunu sallayarak kazanacak, ama işte yarış bu.
Buradaki rahatsızlığı görebiliyor musunuz? Hamilton, kendisinin kazanma şansı yoksa başka birisinin Vettel’i tehdit edebileceğini düşünmüyor bile (ki yarış, bu düşüncesinde ne kadar yanıldığını da ortaya koydu)! Takım arkadaşına ya da diğer pilotlara yaptığı bu saygısız çıkış, bu kendinden başkasını görmeyen yüce dağ retoriği, yarıştan önce, “Vettel’le sadece ben baş edebiliyorum ve bunu da onun sahip olduğundan daha yavaş bir araçla yapıyorum,” söyleminde de kendini hissettiriyor. Tüyünü de, yarışta yaptıkları ve yarıştan sonra söyledikleriyle koyuyor. Ne yazık ki benim için de Hamilton efsanesi(!) bu noktada bitiyor. Hakemlerin kendisini sürekli olarak cezalandırmasına yönelik yaptığı aptal ırkçı şakayı, çocukluğuna ve şiştikçe şişen Amerikalı tavrına bağlıyorum. Dolayısıyla, çok önemli bir mesele olsa da, diğer söylediklerinin yanında esamesini bile okuyamıyorum. Yan yana yarıştığı ve aynı ölüme aynı meydanı okuyan meslektaşlarına karşı takındığı bu megalomanik ve tepeden bakmacı tavır, diğerinin yanında devede kulak kalıyor. Haksız olduğu kadar yersiz de. Leows virajında Massa’ya yaptığı ataktan sonra, telsizden doğrudan Massa’yı suçlayıcı sözler etmesi, yarış sonrasında, “Bu sürücüler kesinlikle rezalet, aptalca,” derken ne yaptığının farkında bile olmaması, sonra da Twitter hesabından ucuz bir özürle olayı geçiştirip, sözlerini -sözde- geri alması, Hamilton’ın şu âna kadar pist üzerinde yaptığı her şeyi benim gözümde silmesine yetti de arttı bile.
Her yaptığı saçmalıktan sonra özür dilemeyi kendine âdet edinen Hamilton, ne yazık ki taraftarlarının ona körü körüne bağlanmaları nedeniyle belki ne yaptığının gerçekten farkına varamıyor. Futboldan devşirdiğimiz bu fanatiklik heyecanı, ne yazık ki gözleri kör ediyor ve adaletle nesnelliği bir fiskeyle deviriveriyor. “Özür diledi işte, daha ne yapsın!” düzleminde hâlâ onu savunmaya çalışan insanların, özür denilen makamın, aslında bir pişmanlık olduğunu ve o eyleme bir daha yeltenmeyeceğinin sözü olarak başvurulduğunu anlamaları gerekiyor. Bu kadar çok özür dileyen bir insan, aslında gerçekten özür dilemiyor demektir. Hamilton bir prosedürü uyguluyor. Dolayısıyla bu saygısızlık, ondaki bu narsizm zırhının bir yansıması olarak ortaya çıkıyor. Özür, onun için siyasi bir doğruculuk, bir politik gereklilik. Senna’nın, arabasından atlayıp, kaza yapan sürücüye yardım edişi ya da sürücü toplantılarında aktif bir şekilde güvenlik için yaptığı mücadeleler, hakkını arayan kimliğinin yanında Hamilton’ın bu ucuz ve imal edilmiş megalomanisinin gözümde hiçbir değeri yok artık. Bu saatten sonra en iyi pilot olduğunu istediği kadar ispatlasın, onu güneş gözlüğünden görünmeyen bakışları ve ince sakalıyla, “Belki de siyahım diyedir!” derkenki sırıtışıyla hatırlayacağım. Bu öz beni daha çok ilgilendiriyor. Hamilton’da olmayan bir [s]öz.
Ali Ünal
Bu Haberi Ne Kadar Beğendin?
- FIA: "Lastikler Sadece Güvenlik İçin Değiştirilebilir"
- ERC: Kubica Korsika'ya Erken Veda Etti
- Lotus, Sıralamalarda Geliştiğinden Emin
- Pirelli: "Sezon Ortası Değişiklikleri Kurallara Aykırı Değil"
- Mercedes Geçiş Zor Olsa da Monaco'da da Yarış Temposunu Göz Ardı Etmeyecek
- Ferrari, Lastiklerden Şikâyet Edenlere Fena Gönderme Yaptı
- Force India: "Her İki Araçla da Puan Almalıyız"
- Tarafsız Lauda, Pirelli'nin Değişiklik Kararını Destekliyor
- Lotus, Pirelli'nin Yapacağı Değişikliklerden Şikayetçi
- Mclaren: "Honda Anlaşması Özel Değil"
- 2013 İspanya GP'nin Yıldızı Kim?
- Mclaren: "Honda Anlaşması 2014'ü Olumsuz Etkilemeyecek"
- Berkay Fransa'dan Altıncılıkla Döndü
- Resmi: Mclaren Honda Birlikteliği Formula 1'e Geri Dönüyor
- Lotus, Allison'un Ayrılığında Panik Yapmıyor
- Alonso, En Çok Kazanan 3. Sporcu
- "Formula 1'de Ceza İçin Sürekli Hakemler Olmalı"
- Button McLaren-Honda İsimlerinin Yeniden Yan Yana Gelmesinden Heyecan Duyuyor
- Honda: "Formula 1'e Dönüş Kararında Yeni Kurallar Etkili Oldu"
- Ricciardo: "Toro Rosso Sorunları Aştı"
- 7'den 77'ye İnşallah - Mutlu Senelere TRF1.net
- Çok Aşınıyorsun Diyorlar - 2013 İspanya GP
- Sato Şu Anda Formula 1'i Düşünmüyor
- Caterham Yedek Pilotu Alexander Rossi'ye LMP2 Aracında Koltuk Buldu
- Dünya Binek Otomobiller Şampiyonası 2014'te Yeni Üreticileri Kazanma Peşinde


Yorumlar (85 Gönderildi) - Tüm Yorumlar
2007 de kaybedilen şampiyonluğun hatta gerisinde gelebilecek seri şampiyonlukların müsebbipleri, Dennis ve Hamilton dur.
Takımdan dışlanana kadar enfes çalışmalar yapan ALonso,( birileri kabül etmesede ) takıma çok şey kazandırdı.Öylesine hıtrpaladılar ki sezon sonunda beni serbest bırakın diye çığırdı.Belki bir gün birileri bu gerçekleri söyleyecekdir.Şunu unutmamak lazım ki; ALonso,Mclaren deki o seviyeye kendi başına gelmedi.
1988 den beridir izleidğim F1 i ALonso nun pilotluğu bırakmasıyla birlikte aktif izleyiciliği bırakacağım.
Ali ÜNal a teşekkür ediyorum...
"Red Bull’un son üç sezondur en hızlı araç olduğunu artık voleybol izleyicisinin bile bildiği şu ortamda, Hamilton’ın neredeyse her yarışta Red Bull’un avantajından bahsetmesinin anlamı ne?"
Sanırım bu köşe yazısını yazma sebebin özetle bu cümle Yukarıda da dediğim gibi Hamilton mevcut durumdan bahsetmiş Red Bull aracının 3 sezondur çok iyi olduğu herkesin bildiği birşey olabilir. Hamilton ın bunu söylemesi çok rahatsız edici bir durum değil
Ali Ünal burada Hamilton'un karekteristik ve narsistik kişilik bozukluğu durumunu ele almışken bazı taraftarlar hiçbir zaman tersini kabullenemedikleri davranışlarla yüzleşince hemen yazının içinde kendilerine yarayan kelimeler aramaya başlamışlardır.İngiliz takımın ingiliz pilotunun Fernando'ya karşı üstünlük kurma çalışmalarını, üstünlük kurmuş gibi kendi bilinçaltlarına yerleştirmişlerdir.Takım tarafından dışlanması,mekanikerlerin kötü sözlerine maruz kalması, lastik basınçlarının oynanması, aracının üzerine direk düşmesi tarzı sabotajı gibi tüm güçsüz bırakılma müdahalelerine rağmen dünya şampiyonluğunu 1 puanla kaybetmiş olması, diğer tarafın üstünlüğüne mi işarettir yoksa öyle olduğunun zannedilmesine mi işarettir.
hamilton bir suçunun olmadığını söyledi
maldonado eleştirdi
massa sert çıktı, buraya kadar normal. ee biz niye kendimizi yiyip bitiriyoz bu kdr, iki gün sonra bunlar unutulacak, ayrıca ben bu olayı kendimizin büyüttüğünü düşünüyorum burda.yabancı basında da çok önemsendi ama bu kdr değil kesinlikle.
ali ünal'ın tanıtım yazısında da objektiflikten söz ediyor ve buna inanıyordum.ama burda yaptığı olay suçluyu tespit edip sonra kanıt aramak gibi olmuş, aynı türk adaleti(vettel'e df sözü mesela, Allah aşkına o manayı nasıl çıkardınız, en çok buna şaşırıdm)
demek istediğim bunu bir futbol yazarı yapsa üzülmem çünkü o kdr futbol yazarı var ki, bir olmazsa diğerini okuruz. ama kaç kişi f1 yazıyor ki bu ülkede. hamilton belki bu lafını unutmayacak ama ali ünal da bu yazıyı yıllar sonra hatırladığında ne kdr kısa vadeli ve aceleci bir düşünceyle hareket ettiğini anlayacaktır.ünal'ı sadece lewis konusunda değil, diğer pilotlar ve konusunda objektif olmaya çağırıyorum, çünkü size gerçekten ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.arkadaşlara nacizane tavsiyem böyle polemik konularına fazla takılmamak, isteyen 29 mayıs 2012 tarihinde bir daha düşünsün, eminim birçok kişi 'abi biz neyi tartışıyormuşuz böyle' diyecektir.
-------------------------------------
F1 Racing Mart 2011 - syf 30
Liam Clogger (diaz hakkında konuşuyor)
........... her yarışta pit alanında dolaşarak onun yeteneklerini öven mühendisler görür ve duyarım, direksiyon başındaki kapasitesini sorgulamaya kimsenin gücü yetmez.
Yazının ilerleyen bölümünde
......2007 yılında kask fırlatma olaylarını ve diazın bir çaylak pilota mağlup olmasını gerçekten unutamamıştım.
-------------------------------------------
Ali Ünal'ın da bu taktiği kullanmış.
Asıl söylemek istediğinin her 2 kesimden de makul karşılanabilmesi için girizgah kısmında sonunda söyleyeceğinin aksi istikametinde yorumlar yapmış. sonunda da içini dökmüş. (tabi bunda yanlış birşey yok)
Ayrıyetten Lewis'in pilotajı hakkında olumsuz da konuşmamış, (F1′in iyi pilotu olarak gösterilen diaza karşı önemli bir üstünlük kurması,), sadece Ali Ünal'a bizimkinin kişiliği batmış o kadar. o kısmı da makul karşılanabilir.
++++++++++++++++++++++++++++
Hamilton'da olmayan bir "öz"den bahsetmiş. var mı yok mu kısmına girmeyeceğim.
ama var olan bir öz'den hemde asıl öz'den bahseden birini buraya kopyala/yapıştır yapabilirim.
John Booth:Her zaman geçiş kabiliyeti olan bir pilottur. Kararlarında çok katıdır. Bir karar almışsa gerisini düşünmez. Bu bir içgüdüdür.
Yeterince kafi. aradığımız özellikler zaten bunlar değil mi?
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ayrıyetten yazı çok başarılı diaz fanları bile yazının içine gömülü olan, kendileri açısından olumsuz tarafları kabullenmiş vaziyetteler. yani Lewis'e mağlup olduklarını %100 oranında kabul etmişler.
adam yazmış işte alın tepe tepe saklayın
malzeme bu.
ben kaale almıyorum artık bu pilotun hiç bir hal haraketini
çünkü f 1 bir değer katmıyor karalıyor ben demiyorum yalnız..
yukarıdaki yazı ve pilotun kendi ifadeleri..
neydi o..
ALDATAN ALDANIR mıydı neydi...)))
2007 yılı onun için çok iyi geçmiştir her anlamda. takım arkadaşı bir çifte şampiyondur onun tecrübelerinden yararlanmıştır ama onun yeteneklerini göz ardı etmek yanlış olur. ilk yılında şampiyonluğu 1 puanla kaçırmak herkese nasip olmayacak bir başarıdır. ama açıklık getirmek istediğim bir konuda şu hamilton bu hafta çok kötü şeyler yaşadı. her anlamda cumartesi pole beklerken 9.oldu pazar günü bazı olaylara karıştı ama herkesin onu suçlaması vurun abalıya anlayışır. massa'nın ferrari kariyeri tartışılırken yarış dışı kalmasını hamilton'a bağlaması ama video görüntülerinde hamilton'ın zerre kadar bir suçu olmadığının belli olması bazılarına geri adım attırmıştır. maldonado gibi bir pilotun hamilton'ın şampiyonluğuna dahi dil uzatması şampiyon gibi sürmüyor açıklaması aslında suçu üzerinden atmak için iyi bir plandır. umarım bundan sonraki kazalarında kendinide azda olsa suçlu görür. hamilton direk gelip mclarende yarıştı diye onu eleştirmek sadece bir kıskançlık ve içindeki ezilip kalmış duyguların dışa vurumudur. dediğim gibi hiç bir formula 1 pilotunun sicili temiz değildir ve sadece lewis kendini beğenmiş değildir her pilot en iyi olduğunu düşünür. hamilton'ın karıştığı olaylar nasıl skandalsa schuminin 2006 monacoda alonsonun hızlı turunu engellemek için la rascasse virajına aracı park etmeside o derece skandaldır. 2008 singapurda yarış kazanmak için bir takımın düzenlediği bir plana takım arkadaşının hayatı pahasına dahi ses çıkarmamak ve olaylardan haberim yok demekte bir okadar skandaldır. eski takım arkadaşı şampiyon olmasın diye onun rakibine yarım edeceğinide açıklamak bir skandaldır. kimse kendinisini sütten çıkmış ak kaşık görmesin. formula 1 şampiyon olmak için ve sevmediği arkadaşı şampiyon olmasın diye bir çok pilot bir çok skandala karışmıştır. ali bey düşüncelerini yazmış olsa da, saygı duyuyor olsam da keşke şuanda yarışan mevcut pilotlarında karıştığı skandallara yazılarında yer verseydi. son olarak hamilton her ne kadar birçok saçma işe karışmış olsada şuanda Formula 1'in Top Driver'idir ve onu sevmek yada sevmemek zorunda değiliz ama bunlar gerçeklerdir. Lewis Hamilton bir projedir mclarenin önümüzdeki yıllarındada başrol oynayacaktır. biz onu seviyoruz onu sevdiğimiz için kimse bizi eleştiremez ama onun tertemiz bir sicile sahip olduğunuda iddia etmiyoruz eğerki kim tuttuğu pilotunun tertemiz bir sicile sahip olduğunu düşünüyorsa yanılması an meselesidir.
http://www.trf1.net/ozel-icerik/kose-yazilari/20280-sari-kaskli-efsane.html
Son söz L. Hamilton için. Monaco Gp’ de onu izlediğim anlarda, Aytron Senna’ yı görür gibi oldum. Agresif stili ile sadece ilerlemeyi ve kazanmayı düşünmesi ve en önemlisi bu düşünceleri uygulayabilmesi bence mükemmel bir özellik. Yarış içerisinde çekiştiği ve temas yaşadığı pilotlar onu eleştirdi. Tıpkı Senna’ yı eleştirenler gibi. Formula 1 seyirciliği kariyerimde tuttuğum tek pilot Aytron Senna’ dır. Bu L. Hamilton’ u tutuyorum demek değildir, fanı da değilim. Ancak pist üzerinde gerçekten yarışan bir pilot görmek bana zevk veriyor. L. Hamilton’ u agresif olmakla suçlayanlar, Senna – Prost çekişmesini izlemeyenlerdir. Ve gerçek yarışın ne demek olduğunu henüz öğrenmemişlerdir.
Biz alonsoyu bundan yıllar önce dökülen araçlarda sürüş yaparken tutumaya başladık, içimizdeki sevgiyi besledik büyüttük, gün gelecek şampiyon olacak dedik, bel bağlladık. Nitekim üst üste 2 kere oldu. Daha da olacak inşallah.
Siz ne yaptınız, geldiği gibi en iyi arabaya oturan birini göklere çıkardınız. Siz bu adamın neyini gördünüz çok merak ediyorum. Hep en hızlı arabalarla yarışıp kendini senna moduna soktuğunu mu gördünüz, yoksa gerilerden başladığı yarışlarda milletin yarışını katletmesi mi hoşunuza gitti.
Ney yaptı arkadaş bu hamilton bir anlatında biz de anlayalım.
Hemen 2007 de ezdi muhabbeti gelir şimdi. Neyi ezdi be kardeşim. Bir tarafta 100% takım desteği, bir tarafa yıllardır bridgestone kullanmanın avantajı, yarışların yarısından fazlasına 30bg daha güçlü araçla çıkmak, vs.. vs... bunu içinize sindirip ezdi diyebilecekmisiniz. Bence resmen ezilmiştir bu kadar avantaja ramen.
Aslında sizin hamilton'u tutma sebebiniz bile ALONSO..
Neyse o günler geride kaldı. Ben tekar sorumu sorayım, siz bu adamın nesine yapıyosunuz bu fanlığı da ölümüne savunacak kadar körleşiyorsunuz. Şurda soruduğum soruda pist dışındaki saçmalamaları da dahil değil yani.
Glock sayesinde çakma bir şekilde şampiyon olmanın dışında kayda değer ne yaptı ki bu adam. Aldığı bir ödülmü var yılın sporcusu diye, ben hatırlamıyorum, ya Vetel alıyor ya Alonso çünkü.
Dünyaya soryorlar tercihiniz diye ?, Mclaren dahil ALONSO diyor. Siz daha ney anlatıyorsunuz ki.
Siz yazdıkça bizde yazacak bişey buluyoruz. Yormayın kendinizi boşuna. Adam şimdi nicole un koynunda geviş geitiryor, siz burda ne yapıyorsunuz. KOMİK...
hamilton gridde kendinden başkasının olmadığını zannederek sürüyor ve taraftarları da buna heyecan diyor.Sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını sevme özelliğimiz tahrip edilmiş.
2006 yılında piquet spin atarak kaza yapmış ve köpük bariyerlere girmişti.Şoka girmiş ve bir süre konuşamamıştı.Hamilton pike için muhtemelen ağzı köpük doluydu o yüzden konuşamamıştır demişti.Kaza yapan bir meslektaşına geçmiş olsun demek yerine ağzına köpiük kaçmıştır demenin farkını siz ölçün.
Başka pilotları eleştirirken aslan kesilenler aynı şeyi şimdi neden yapamıyorlar.
Birde spin atmadı. Üç kişi girdiler viraja iç tarafı alan Lewis idi. En dışta kalan nelsondu. doğrudan pist dışına çıktı. Silverstone nin ilk sektöründe.
Bu da videosu
http://www.youtube.com/watch?v=5b8D0g0SmB0
belkide göremediğim bir noktaya bakıyorsunuzdur diye..
Lewis'in sözleri bana kabul edilebilir geliyor o anki ruh hali yarıştaki hırsı diğer benzer yarışçılara baktığımda, kabullenilir geliyor..
belkide olaya daha derinden bakıyorsunuz...
belkide benim göremediğim bir pencereden...
belki daha duygusal ve sınırları efsane diye addettiğimiz yarışçıların çizdiği bir çerçeveden...
bu bakış açınızdan görüneni görebilmem için belki Lewis'in başka takımda sürmesi gerekiyordur...
Dediğim gibi McLaren ve ona layık görülen yarışçılar da benim yumuşak karnım....
Sürçü lisan ettiysem affola....
hamilton "karma yasasına dikkat etsin" derim.
anlayan anlamıştır.
bilirsiniz webber-hamilton kapışması bir çok defa karşımıza çıktı,
örnek veriyorum,
webber-hamilton 2008 monza'da kapışması vardı,
birde 2010 singapur kapışnması var :)))
işte tamda burada "karma yasası" devreye giriyor.
Allah'tan Nelson Piquet bugünlerde yarışmıyor,
eğer Monaco'daki gibi Moldanado-hamilton virajdaki kapışmada,
Moldanado yerinde Nelson olsaydı hamilton'a tekme tokat girişip belkide hastanelik etmişti :)
şimdi bakıyorumda,
bu görüntülerde özellikle sonlara doğru yeni bir kamera açısı gösteriyor,
yani tam cepheden,
Moldanado-hamilton çarpışması ile Nelson-Salazar çarpışması arasında bir fark yok gibi,
dediğim gibi o ceopheden çekilmiş kamera açısı herşeyi net gösteriyor,
burada F1 dilinden konuşmak ve iyi analiz etmek gerekir,
şimdi soruyorum sizlere özellikle mclarencilere,
bunun neresi agresiflik?
agresif agresif agresif diye diye övüpde bitiremediğiniz pilotunuz Salazar gibi işte :)
başka nasıl anlatılabilirki veya izah edilebilir.
sizlere inanmak güç gerçekten (mclarencilere)
Yazılarını genellikle okumuş ve iyi bulmuşumdur ancak bu yazın fanatizm bağlantısı içinde duygularından arınamamakla birlikte objektiflikten oldukça uzak kalmış.
-Ancak bu yazi beni Hamilton fani olarak yaraladi
-Dünya sampiyonu olmus ve harika bir sürücü olan Lewis Hamilton u bu sekilde yazi sonu itibariyle burada harcamak kusura bakmayin ama sizin bile haddinize degildir.
-Lewis in kalitesi pist üzerinde bellidir.
-Ben de kusura bakmayin pist üstündeki Lewis ile ilgileniyorum.
-Pist disinda ne yaptigi ile cok da ilgilenmiyorum. Ne giymis, ne demis.
-Ben kendi Karting sürüs stilimden becerdigim kadari ile Lewis in tarzini uygulamaya calisiyorum ve agresif bir sekilde yarisiyorum.
-Kaybettigim zamanda onun gibi cildirip uyuz oluyorum.
-Örnegin son 4. oldugum yarista 6. olan bana cok agresif oldugumu söyledi
-Ben de ona burasi KARTING sevmediysen yapma bu sporu dedim. Bunun dogasinda bu var dedim.
-Siz simdi beni de silersiniz ama neyse.
-Bu arada sacim da uzun insallah problem olmaz sizin icin :))
bir yerlerini sakatlamazsan iyi,
veya birileri seni sakatlamazsa iyidir :)
herşey nasip kısmet...kimi kabul etseydi geçen sene mclarenin teklifini ikinci yılında daha az aldığı parayı fazlasıyla geri alırdı bizde onu seyretmekten mahrum olmazdık. o da f1 den ayrı kalmanın acısını yaşamazdı. zannetmeyin ki çok mutlu şu an...öfke ile kalkan zarar ile oturur. yarın geri dönemeyeceğimiz laflar etmemek lazım. yine geçen sene reno için ağır konuşmasaydı kubicadan sonra kimi reno ile şu an yarışmaktaydı. tükürdüğünü yalama özelliği olmadığı için şu an başka dünyalarda...
sporda fiziki mücadelenin dışında birde arka planda konuşulanlarda başarı için önemli etkendir. her ne kadar mübah olarak görmesekde bu tarz açıklamalar sporun doğasında maalesef var....
benimde yumuşak karnım Mclaren olabilir mi acaba? ve bu takımın direksiyonunu kullanan pilotun orayı hak etmesi ile oraya oturması ilişkisine binaen yaptığı hataların görmezden gelinemeyeceği gibi başka pilotların bunu yaptığında, dik alasını yaptığında sorunlar çıkmıyor ise o kişilerin karakterinde sorun olmuyorsa...neden? lewis ? diye sormak...benim için aymazlık mıdır...
senin için kabullenemezlik midir?
bu sitenin mclaren sitesi olduğunu sende düşündüğün için mi yazıyorsun?
eğer bir eksiklik ise anlaşılması zor ise! belirteyim...
bunu yazan taraftarlar kendini biliyor...lafı ortaya attım alan alan alır mantığı yok...bilginize...
sıkı bir schumi taraftarısınız bunu kendi sitenizden biliyorum.
acaba schumi için ne demeli diye sordum kendi kendime hani benim tavuğuma kışt der gibi oldu o açıdan.
yoksa bireysel algılamayın.aracı yolun ortasına park etmekten,pist üstünde yapılan kontrata dayalı yer vermelere mi yoksa benettonda iken sonraları briatore'nin gene kişiliğine uygun olarak nasıl bir araç yaptıklarını sanırım biliyorsunuzdur bunları dile getirmelerine mi? ve bunların hiç biri için FIA'dan ceza almamasına mı bağlıyoruz acaba schuminin efsane bir şampiyon ve karakterli olduğunu.
kimse öyle olduğunu söylemiyor da diyebilirsiniz haklısınız da derim fakat hepimiz eğri oturalım :)
veyahut schuminin, david'in - hakkinen'in şampiyonluğu için fren yaptığını düşünerek aracının ön sağ amortisör bağlantı noktasının parçalanmasına sebebiyet veren olayda kimse bana bunu yapamaz diyerek Mclaren garajına dalışını hangi ihsanı dil ile açıklayabiliriz? yada damon hill'in üstüne sürdüğü ve üstünden uçtuğu yarışta yada villeneuve'e kasıtlı çarpma (yorum koymuyorum bunların hiç birine size bırakıyorum nasıl olsa siyahi bir gencin takımının psikolojisini de bozduğunu söyleyecek kadar bir yerlerde geziniyoruz:) )
alonso için konuşmak istemiyorum bazı arkadaşların roman olurdu demesi yeterli...
aklıma gelmişken japonya yarışını hatırlatırım Senna - Prost...ne alaka diyenler açsın izlesinler kim kimin üstüne sürüyor?! o buna çarptı geç fren yaptı...garajıma girdi adam dövmeye..pist üstünde yasallık yoktuda ...söz ettide yaptı ''ama etti gitti geldi dedi'' gözlüğü ile baktıkça ormanı kaçırırsın arkadaş...
ağaçlara bakıcam diye ormandan uzaklaşmayın derim ....
Lewis'de böyle bir adam kimsenin garajına girmiyor, araçların üstüne sürüp yoldan çıkarmaya çalışmıyor,üstünden uçmuyor, evet azminden hırsından dolayı gereksiz sözler söylüyor...ama bizler 20'li yaşların başında nasıldık? kendinize bunu sorun, zamanla herkes büyüyor..o da büyüyecek hatalarını zamanla görecek...
ince sakal da bırakır küpede takar...etekde giyer ama bu pist üstünde onun herkesi delirtecek kadar hızlı herkesin aynada gördüğü anda bir taraflarının çarşafa dolanmasına sebep olan pilot olduğunun gerçeğini değiştirmez...
Not ( bir taraflarının çarşafa dolanması lafım yüzünden umarım mesajımı silmezsiniz!
Ali bey'in cümle içinde ki ''taşaklı'' kelimesine dayanarak yazdım...
DÜN AĞLAYAN ferrari taraftarları bu site ferrari sitesi ya bakın ne güzel sektirmiş ferrariye...
ŞİMDİ SİZDEN ABDULLAH BEY'E DURMADAN TEPKİ MESAJLARI YAZMANIZI BEKLİYORUZ.. :)
"Benim pilotuma laf ediyorlar, ben de onunkine laf edeyim" mantığı ile yapılan savunmalar savunma değil, rezalettir. Demek ki pilotunuzu savunmak için söyleyecek bir şey bulamıyorsunuz ki bu yola başvuruyorsunuz. Sizin gibileri futbol tartışmalarında görmeği tercih ederiz.
sıkı bir schumi taraftarısınız bunu kendi sitenizden biliyorum.
acaba schumi için ne demeli diye sordum kendi kendime hani benim tavuğuma kışt der gibi oldu o açıdan.
yoksa bireysel algılamayın.aracı yolun ortasına park etmekten,pist üstünde yapılan kontrata dayalı yer vermelere mi yoksa benettonda iken sonraları briatore'nin gene kişiliğine uygun olarak nasıl bir araç yaptıklarını sanırım biliyorsunuzdur bunları dile getirmelerine mi? ve bunların hiç biri için FIA'dan ceza almamasına mı bağlıyoruz acaba schuminin efsane bir şampiyon ve karakterli olduğunu.
kimse öyle olduğunu söylemiyor da diyebilirsiniz haklısınız da derim fakat hepimiz eğri oturalım :)
veyahut schuminin, david'in - hakkinen'in şampiyonluğu için fren yaptığını düşünerek aracının ön sağ amortisör bağlantı noktasının parçalanmasına sebebiyet veren olayda kimse bana bunu yapamaz diyerek Mclaren garajına dalışını hangi ihsanı dil ile açıklayabiliriz? yada damon hill'in üstüne sürdüğü ve üstünden uçtuğu yarışta yada villeneuve'e kasıtlı çarpma (yorum koymuyorum bunların hiç birine size bırakıyorum nasıl olsa siyahi bir gencin takımının psikolojisini de bozduğunu söyleyecek kadar bir yerlerde geziniyoruz:) )
alonso için konuşmak istemiyorum bazı arkadaşların roman olurdu demesi yeterli...
aklıma gelmişken japonya yarışını hatırlatırım Senna - Prost...ne alaka diyenler açsın izlesinler kim kimin üstüne sürüyor?! o buna çarptı geç fren yaptı...garajıma girdi adam dövmeye..pist üstünde yasallık yoktuda ...söz ettide yaptı ''ama etti gitti geldi dedi'' gözlüğü ile baktıkça ormanı kaçırırsın arkadaş...
ağaçlara bakıcam diye ormandan uzaklaşmayın derim ....
lewis'de böyle bir adam kimsenin garajına girmiyor, araçların üstüne sürüp yoldan çıkarmaya çalışmıyor,üstünden uçmuyor, evet azminden hırsından dolayı gereksiz sözler söylüyor...ama bizler 20'li yaşların başında nasıldık? kendinize bunu sorun, zamanla herkes büyüyor..o da büyüyecek hatalarını zamanla görecek...
ince sakal da bırakır küpede takar...etekde giyer ama bu pist üstünde onun herkesi delirtecek kadar hızlı herkesin aynada gördüğü anda bir taraflarının çarşafa dolanmasına sebep olan pilot olduğunun gerçeğini değiştirmez...
Not ( bir taraflarının çarşafa dolanması lafım yüzünden umarım mesajımı silmezsiniz!
Ali bey'in cümle içinde ki ''taşaklı'' kelimesine dayanarak yazdım...
DÜN AĞLAYAN ferrari taraftarları bu site ferrari sitesi ya bakın ne güzel sektirmiş ferrariye...
ŞİMDİ SİZDEN ABDULLAH BEY'E DURMADAN TEPKİ MESAJLARI YAZMANIZI BEKLİYORUZ.. :)
Yorum Yaz