McLaren'in Tartışmalı Arka Kanadını İnceleyelim
Uzunca süredir Formula 1 çevresi, McLaren'in arka kanadına odaklanmış durumdaydı. Boyalarla yapılan çalışmalar, arka kanadın üst plakasındaki boşluk gibi görünen çizgi... Takım bir şeyler deniyor ama neydi.
Bütün bu merak ve tartışmalar, Red Bull Racing patronu Christian Horner’in sözleri ile resmiyet kazanmıştı. Horner, McLaren’in, arka taraftaki hava akımı ile arka kanadı etkisiz hale getirdiğini belirtmiş, FIA’dan, MP4-25’in tasarımı hakkında açıklama istemişti.
Arka kanadın düzlüklerde etkisiz kılınması ne sonuçlar doğuruyor? İlk olarak havanın etkisi ile kanada binen yük azalıyor, sürtünme ortadan kaldırılmaya çalışıyor ve hava direncine maruz kalmayan araç, daha çabuk hızlanıyor. Sadece bu kadar da değil. Direncin azalması ile motora binen yük azalıyor, zorlanmıyor. Böylece dayanıklılık sağlanıyor, daha da önemlisi fazla yakıt harcamaya engel olunuyor, tasarruf sağlanıyor.
Ama Formula 1 takımları sürekli olarak yere basma kuvvetini arttırmaya gayret ederken McLaren neden tam tersini yapsın. Arka kanattaki yere basma kuvvetinde kayıp yaşanması durumunda, düzlüklerde araç tutunamayacak ve pist dışına çıkacaktır. O zaman bu durumda daha akıllıca bir sistem yapılması gerekiyor.
Bu konuyu daha iyi açıklamak için önce aerodinaminin temellerinden konuya başlamalıyız.
Aerodinami, havacılıkta, Formula 1’dekinden daha önemlidir, hatta hayati önem arz eder. Uçakların uçması, kanatların üstünden ve altından geçen hava akımının hareketleriyle sağlanır. Bu konuda temel şudur: Yüksek hızlı hava=Düşük basınç; Düşük hızlı hava=Yüksek basınç. Uçakların kalkması için kanatların altındaki basıncın yüksek, üstündekinin ise alçak olması gerekir; böylece alttan gelen basınçla uçak havalanır. Hız farkını sağlamak için de üstten dolaşan havanın yolunu, alttaki hava akımına göre uzun tutmak gerekir. Kanadın başında ikiye ayrılan hava akışı, kanadın sonuna aynı zamanda ulaşıp birleşmeli. Aynı zamanda daha az yol kat edecek alttaki hava akışı, yavaş; tersine üstteki hızlı olacaktır. Böylece de alttan gelen büyük basınçla uçak havalanacaktır.
Formula 1’de ise konu tam tersidir. Uçaklar kalkmak için kanatları altında yüksek basınç ister ama Formula 1’de, yere basma kuvveti sağlamak için üstte yüksek basınç gereklidir. Bunu aklımızda tutalım.
Horner, arka kanadın etkisiz hale getirilmesinden bahsetmişti. Bunu nasıl yapabiliriz?
Kanadın altından ve üstünden geçen hava akışı, kanatlara yapışık olarak giden çok ince bir hattır. Bu yapışıklık çok zayıftır ve eğer kanat açısı çok dikse, veya açısız ise etkisini yitirir. Bu yüzden eğer arka kanat açısından oynama yapabilseniz, bu kanadın etkisini düzlüklerde düşürebilir, virajlarda arttırabilirsiniz.
Ama F1 araçlarının arkasında, pilotun kontrolünde ön kanatta yapılabildiği gibi bir açı değişikliği mümkün değildir. Ayrıca ön kanat, arka kanat kadar etkili değildir. Bu yüzden de mühendisler, arka kanatlarla ilgili türlü sistemler üzerinde çalışırlar.
Sonuçta açıyla oynayamıyoruz. Peki o zaman arka kanadın etkisini nasıl azaltırız?
Bunun için öncelikler tek parçalı bir arka kanat profilini ele alalım.
Aşağıdaki resimde görüldüğü gibi kanat açısı çok yüksek değil ve ayrıca kavis de fazla değil. Daha uzun ve yüksek kavisli bir kanat, hava akışının yapışkan bir şekilde parça boyunca gidememesi nedeniyle şüphesiz etkisiz kalacaktır.

Formula 1’de değişen kurallarla birlikte artık yere basma kuvveti bulmak için hava akışını farklı şekillerde kullanmak gerekiyordu. Kanatların dikleştirilmesi bir yere kadar yararlıydı ama sınırın geçilmesiyle etkisini yitiriyordu. Modern Formula 1’de artık tasarımlar da değişmiş, arka kanatlar birkaç plakadan oluşmaya başlamıştı.

Arka kanat tek parça iken elde edemediğimiz diklik ve kavislik, birkaç plakalı hali ile sağlanabiliyor. Bu sistemde hızlı hava, yani düşük basınç, sadece kanadın altından değil, ayrıca plakalar arasındaki boşluktan da geçebiliyor, böylece hava akışının kanada olan yapışıklığı sürdürülüyor.
Ama günümüz Formula 1 kuralları çerçevesinde arka kanadın iki parça olmasına izin veriliyor, fazlası yasaktır.
Geçmiş yıllarda bazı takımlar, arka kanatlarına ekledikleri esnek kanatçıklarla bu sisteme benzer yenilikler düşünmüştü. Araç düzlüğe çıktığında gelen yüksek hava basıncı ile kanat geriye bükülüyor ve etkisini yitiriyor, virajlara gelindiğinde araç yavaşlayıp kanat da eski haline geliyordu. Ama yine kurallar, bu yolun da önüne kesmişti.
Önümüzdeki manzaraya bir bakacak olursak; kanatları esnetemiyoruz, ön kanatlardaki gibi açılarla oynayamıyoruz, arka kanatları ikiden fazla parçaya ayıramıyoruz. Bu durumda farklı bir yola başvurmak gerekiyor.
İşte burada McLaren’in uygulaması önümüze çıkıyor. Takımın sistemi, araca önden bakılınca dikkat çekmiyor ama arkadan çekilen resimlerde görülüyor ki kanadın üst plakasında bir çizgi var. İşte bunun bir boşluk olduğu, arka kanadın 3 parçalı olduğundan şüphe edilmişti. Ama durum böyle görünmüyor. Bu çizgi, açıklık değil, bir boru.

Bunun yanı sıra üst plakadaki çizgiye dikkat edilirse, kanadı tamamıyla kesmiyor ve uç kısımları kapalı duruyor. Yani üst plaka ikiye bölünmemiş, uçların kapalı tutulması ile yarık özelliği verilmiştir. Bu sistem, Ferrari’nin F60 aracı ile de farklı şekilde denenmişti.

Aşağıdaki resimde arka kanadın, üçüncüsü eğer çok iyi gizlenmiyorsa, iki parçadan oluştuğu görülüyor.

Gelelim sistemin çalışmasına.

McLaren, pilotun kafasının üzerindeki hava girişinden geçen havanın bir bölümünü, köpek balığı şeklindeki motor kapağının içindeki kanalla, arka kanadın üst plakasına taşıyor. Hava, bu üst plakadan, arkasındaki çizgi gibi görünen boruya aktarılıyor ve orada bir yarık varmış gibi çalışmasını sağlıyor. Yani arka kanatta hava, hem kanadın altından hem orta açıklıktan hem de üst plakanın arkasından üstü açık borudan geçiyor. Sonuç olarak ikiden fazla plakaya izin verilmemesinde kuralların belki de etrafından geçilerek belki de gri kalan alanları kullanarak, arka kanatta üçüncü bir “parçam-sı” yaratılıyor. Açıklık getirilmesi gerek yerlerden biri bu.

Yalnız bu sistem, virajlarda yine etkili olmayabilir. Üst hava girişinden her zaman bir akış oluyor. Orada elektronik bir cihaz olmadığından, veya durumu algılayacak bir cihaz, aracın virajda mı yoksa düzlükte mi olduğunu arka kanada iletecek, üst plakadaki boru kanalı etkin kılacak bir sistem yok.

Böyle bir aerodinamik parçanın pilot tarafından kontrolü yasak. Yani direksiyonda bir tuş ile hava girişini kapatıp açmak, kurallara uygun değil. Bu durumda pilot ve garajdan elektronik olarak bağımsız, aracın virajda veya düzlükte olduğunu arka kanata bildirecek bir sistem bulunmalı.
İşte bu safhada karşımıza McLaren aracının ön kısmındaki hava girişi çıkıyor.

Başlarda buradan giren havanın, köpek balığı motor kapağından geçip arka kanadı beslemediği, onun yerine motoru soğutmada kullanıldığı gündeme gelmişti. Ama başka bir pencereden bakarsak; bize arka kanattaki hareketi pilottan ve garajdan bağımsız kılacak bir sistem gerekiyor. Bu hava giriş pekalâ bir valfi sisteme sokuyor olabilir. Yani, düzlüğe çıkıldığındaki basınç ile virajlardaki basıncın farkını algılayabilen bir valf, direksiyondaki standart kontrol sistemine 0 veya 1 komutunu yollayabilir ve üstteki hava girişindeki bir kapı sistemini açıp kapatabilir.
Bu durum için de bazı çözümler gerekiyor. Çünkü tartışmaların içinde bu sistem varken eğer birini geçmeye çalışırsa, önceki aracın hava koridoruna girilirse sistem viraja girdiğini sanacak ve yere basma kuvveti oluşturacak. Bu durumda da aracın hızında düşme olacak. Yine bunun için bir çözüm olarak da sistemin devreye girmesi için bir zaman geciktirici olması öne sürülüyor. Yani valfin açılması için belli bir zamanın geçmesi öngörülüyor.
Valf yerine bu işlerimi pilotun da yapabileceği bir başka iddia. Son zamanlarda güçlenen bu ihtimalde pilot, kokpitin içinde dizi ile sistemi devreye sokup çıkarabiliyor. FIA, pilotu aracın parçası olarak görmezse, yani hareketli aerodinamik parça olarak düşünmezse, sistem kurallara uyuyor. Aksi takdirde kural dışı niteliğine bürünüyor.
Genel olarak konuya bakacak olursak sistem, gördüğümüz kadarıyla kurallar dahilinde gibi.. Kazanımları düşünülünce sadece hız değil, motoru da destekler olması dikkate değer.
Derleme

yazı çok bilgilendirici olmuş,teşekürler
İşte burda yakalanıyor sistem, çünkü ön kanat dışında aero parçaların hareket ettirilmesi yasak. Bu durumda bu sistem bence illegal demektir..
Yazı muhteşem olmuş, ellerinize sağlık.
İleride yardımcı olacak, baz alınabilecek temel bilgilere erişilebilir.
Mantalite, açıklamalar güzel fakat burun üstü kanala kadar. Açıklamaya çalışıldığı gibi bu sistemi Mclaren'in uygulayacağını sanmıyorum Valf sistemi ve bu tip bir uygulama yasak, bunu atlamaz takım. Onun dışında sistem güzel fakat çok fazla bilinmeyeni var şuan teoriler de açıklamak için yeterli değil. Kapak içi kanal gibi içerdeki çözümleri bilmeden arka kanat çözümünü değerlendirmek güç. Burundaki kanal'da
başka bir hedef için kullanılıyor olabilir. Kısaca arka kanat sisteminin geçmemesi için bir engel yok fakat
açıklanmaya çalışılan valf sistemi ve içerdeki hareketli parça mümkün değil. Zaten kanat ile birleşen motor kapağı
çözümü Mclaren'in genel yapısı değerlendirildiğinde başarılı, düzlük kazancı tahmin ediliyor. Sistemi tam bilemediğimizden dezavatajlarda da bilemediklerimiz var mutlaka.
Bu tip değerlendirmeleri F1'in dışındaki insanalar hazırlıyor. Takımlar bunların daha fazlasına vakıflar zaten. O sebeple bizlerin faydasının dışında bir götürüsü olamaz. F1 takımları pistlerdeki tüm görüntüleri kaydediyorlar, video server'larına sahipler. Ayrıca 2 boyutlu görüntüleri 3 boyutlu cad, dizayn aşamasına geçirebilen teknoloji, yazılımlar kullanılıyor.
Fakat bunlar yeterli değil. Bir takımın uyguladığı her hangi bir çözümü diğerleri hemen yoğunlaşarak incelemeye çalışıyorlar zaten, simülasyonlar ile değerlendirmelerini almaya çalışıyorlar fakat bu tamamına yakını görüntülenebilen çözümler için geçerli.
Misal difüzörlerde önemli olan görünmeyen iç kısım olduğundan çıkış noktalarının görüntülenmesi çözümlerin anlamlandırılması için yeterli değildi. Bu çözüm içinde bu geçerli gibi görünüyor.
Uygulamalar üzerine teoriler üretilmesi çok güzel fakat çözümün yasallığını ancak inceleme sonucunda öğrenebileceğiz.
Ben de direk yasaklanan uygulamalar kullanılmıyorsa yasaklanmasını istemem. Uygunluğunda nasıl çalıştığını tam olarak bilemeyeceğiz ama izin verilmezse nedenini tam olarak açıklarlar inşallah.
Açıkçası ben bunlardan haz almıyorum. Bunların üzerine düşüldüğü müddetçe aero hep daha önemli olacak, mekanik tutuş üzerine düşülmeyecek. Buda özlenen, istenen araçları ve F1'i bizden uzaklaştırmaya devam edecek. Eskiye dönüş yönünde ümidimiz vardı fakat hayallerde kalacak sanırım.
fia mclaren düşmanıdır saplantılarını bir kenara bırakarak söylüyorum ki;eğer şu,dünyanın 8. harikası parça yasal bulunmazsa çok çok ayıp olur..
Çözemezlerse arka kanadı taşıma kaybına uğratıp tüm downforce'u kaybedebilirler. Arka kanadın downforce'unu kaybederlerse fiziksel olarak havalanma ihtimalleri var bence. :))
Bu konuyla ilgili Horner'ın söylediği "arka kanadı iptal etme" olayı da uzun düzlüklerde, yüksek hızlarda pozitif bir etki demek (ancak kanadın etkisinin iptali gibi bir durum yok, ardında yarattığı hava akımı manipule edilerek negatif etkiler azaltılıyor). Bu da yine aracın arkasındaki hava alanının kontrolüyle mümkün. Bu arkadaki hava istenildiği gibi yönlendirilebilirse, uzun düzlüklerde aracın sürüklenmesini azaltarak fayda sağlayabilir. Burada da düşük hızlarda performans problemi ortaya çıkabilir. Bunu da giren havanın basıncına göre boğulan/açılan bir sistemle çözmek mümkün.
Bu noktada FIA kuralları işin içine giriyor. Değişken geometri kurallarına göre değişebilir valf zamanlaması ve değişebilir valf sistemleri yasak. Bu durumda McLaren aracı düşük hızlarda da bu sistemi kullanıyor olabilir. Ancak düşük hızda kayıpları olması mümkün. Yine de bunların tamamı teori. Elimizde kesin sonuçlar yok. Varsayımlar üzerinden gidiyoruz. Sistem fazla bir kayıp yaratmadan fazladan downforce üretiyor olabilir.
FIA kural ve kısıtlamalarında direkt olarak "bu sistem yasaktır" demediği için yasal olduğunu varsaymak yanlış. McLaren yeni bir sistem kullanıyor. Bunun yasal olup olmadığına FIA karar verecek. Yasal bulunursa, diğer takımlar tarafından da tasarlanması çok zor değil. Yaptığı iş karmaşık olabilir ama sistemin prensibi oldukça basit.
bu tür yenilikleri sadece mclaren yapmıyor, ferraininde cant kapağı çözümü örneğin çok yenilçi ayrıca motorun yerleştirilme açısı ve eksoz çıkışlarıda öyle. mclarenin çözümü yasal olarak onaylansa bile diğer araçlarda benzerlerini görebilmemiz için avrupadaki yarışları beklemek lazım ki bu arada atı alan üsküdarı geçebilir eğer gerçekten anlatıdığı kadar etkili bir çözümse..
ferrari ve mclaren tek pit stopla bitirmek üzerine çalışıyordu ayrıca ferrari yakıt tasarrufunda geliştiklerini açıklamıştı.
muhtemelen mercedes te bir şeyler hazırlıyordur.acaba red bull bunlardan mı korkuyor?yoksa.....
yine bilinmezliklerle giriyoruz sezona.
Lastiklerin dönüşünün yüzey üzerinde tam olarak sağlanması için (kaçırma olmaması için) yere basmaya ihtiyacınız vardır.Çok kaçıran lastik sürtünmelerden ötürü ısınıp kapasite kaybetmekle birlikte çok kaçırması demek birim zamanda o kadar mesafeden oluyor demekdir.Çok yere basanda aşırı ısınıp lastikleri harcaması yanında yanında motora yüklenmeside ayrı bir dertdir.Bu oranların bir kabül ile optimum olarak seçilmesi sonucunda aracın performansı açığa çıkar.McLaren in bu sistemle yere basma istemesi ancak ve ancak savrulmamak için yere basma ve tabiiki epey bir miktarda lastiklerin gücü yere iletmesi için ortalama bir düzey kadardır.Asıl hadise arkada...Boyalı resmi gözden geçirirseniz sonrada anlatacağıma bakarsanız daha ii anlarsınız.
Nozül üzerinden zerk edilen sıcak ve basınçlı havanın oluşturduğu boşluğa soğuk havadan dağılma isteği gelecek ve kanadın arka dik kesiminin üzerine küçük bir rüzgar etkisiyle ötelenme yapılacakdır(Boyalı resimde yarığın üzerindeki boyanın varlığına,nerde oluştuğuna ve homojenliğine bakın).Bu etki başladığında adeta arkanızdan durmadan öteleniyormuş gibi bir his muhakkak uyanacakdır.Değişik bir KERS etkisi olarakda adlandırabiliriz.
Bu yapı bir sanat eseriyse eserin temasının sahibi McLaren değil Newey dir.McLaren,yapının kumanda edilmesinin otonom bir şekilde tasarlanmasıyla kural boşluğundan faydalanmakdan sanat eseri sahibi olabilir.Anlayacağınız kadarıyla asıl hikaye o valf üzerinde geçiyor.Aktarım yapılan boru ile arka kanadın şeklinin değişimi ikincil pozisyonda.
Yorum Yaz