Ana Sayfa Köşe Yazıları Lewis Hamilton'ın Sözü

Lewis Hamilton'ın Sözü

Gönderen: -
0

Formula 1′in son yıllarında gördüğü en önemli yeteneklerden biri olan Lewis Hamilton, bu hafta yapılan Monaco GP’si ile birlikte farklı kişilerde farklı tepkilerin oluşmasına neden oldu. Onu sevenler ve yarışçı kimliğine hayran olanlar, bir şekilde onu haklı görecek sebepleri bulmakta imtina etmezlerken, aynı bonkörlüğü, onu sevmeyenler de, bir şekilde onu haksız görecek sebepleri bulmada göstermeyi başardılar. Çok zıt iki kutba ayrılmış gibi görünen Lewis Hamilton gerçeğinde, her iki kampta da bu duruma nasıl gelindiğini kavramak aslında her çok zor değil. Bunun için Monaco GP’sinden önce 2007 yılına gitmemiz gerekiyor.

Ron Dennis’in, küçüklüğünden beri kariyerine yatırım yaptığı ve planlanandan daha erken bir şekilde Formula 1′de koltuk verdiği Lewis Hamilton, çaylak sezonu 2007′de takım arkadaşı çifte dünya şampiyonu Fernando Alonso’yla dişe diş mücadele edip şampiyonluğu da son yarışta kaçırınca, tıpkı Jacques Villeneuve’da olduğu gibi kendine bir hayran kitlesi yaratmayı başardı. F1′deki ilk sezonunda, kendisinden çok çok deneyimli olan ve birçoklarınca F1′in en iyi pilotu olarak gösterilen Alonso’ya karşı önemli bir üstünlük kurması, F1′i az buçuk takip edenlerin bile ilgisini çekti. Dolayısıyla, Formula 1 izleyicisinden ziyade Lewis Hamilton izleyicisi olan bir kitle meydana geldi. Her etkinin, kendine eşit ve zıt yönlü bir tepki oluşturması hasebiyle, Lewis Hamilton’a karşı da benzer bir kitle oluştu. Bir taraf, mevcut birçok F1 pilotunda eksik olan yarışçı kimliği ve hırsını Hamilton’da bulmaktan çok çok memnunken, diğer taraf, Hamilton’ın, F1′e başlarken diğer iyi sürücülerin geçtiği dikenli yollardan geçmeyip doğruca McLaren gibi hızlı bir takımda yer almasının onun gerçek hızını görmemize engel olduğu ve Villeneuve gibi tek atımlık barutu olduğu yönünde hemfikirdi.

Açıkçası kısa Hamilton tarihinin bize öğrettiği bir şey var ki, o da İngiliz pilotun asla ve asla tek atımlık bir barut olmadığıdır. 2009 yılında, gridin büyük bölümünden daha yavaş olan bir araçla da kalitesini ve hızını göstermeyi başararak bir anlamda, ikinci grubun tezini çürütecek önemli kanıtları biz Formula 1 severlere sunmayı başardı. Keşke Hamilton’la ilgili hikâye burada bitseydi ve biz onu, Formula 1′in görüp göreceği belki de en büyük pilotlardan biri olarak hatırlayabilseydik. Ne yazık ki Hamilton’ın başarı öyküsü, onu tartışmalı birçok konunun içine de sürüklemeyi belki de zorunlu kıldı. Birçok başarılı pilot da olduğu gibi.

Hamilton’la ilgili olarak aklıma ilk gelen “tartışmalı” konu 2007 Macaristan GP’sidir. Sıralama turlarında Fernando Alonso’nun onu engellemesi ve bu sebeple Q3′te son turu atamayıp polü Alonso’ya kaptırması, hâlâ gün gibi aklımda. Alonso’nun bu kez sınırı aştığını düşünmüş ve aynı yıl Monaco’da yaşananlardan sonra Hamilton’ın, ikinci kez haksızlığa uğradığını sanmıştım. Ancak daha sonra, Alonso’nun bu hareketinin, aslında Hamilton’ın bir takım emrine uymamasından kaynaklandığını öğrendiğimde, onunla ilgili de ilk şüphelerim oluşmaya başladı: Hamilton, göründüğü ve kendini göstermeye çalıştığı gibi dürüst biri değil miydi yoksa? McLaren, o sezon Hamilton’ın şampiyonluk için savaş veremeyeceğini düşündüğü için (belki), Monaco GP’sinde Alonso’nun kazanması için takım taktiğini değiştirmiş ve belki de Hamilton’ın, o yarışı kazanmasını engellemişti. Ancak daha sonra Kanada ve ABD GP’leriyle birlikte Hamilton liderliğe yerleşince, rüzgâr birdenbire İngiliz takımın İngiliz sürücüsü Hamilton’a dönmüştü. Macaristan GP’sinin sıralama turlarında Hamilton’ın, takım emrine uymamasındaki alt metin de, Hamilton’ın şampiyonluğa tamamen inanmış olmasıydı. Daha sonra casusluk skandalına kadar uzanan ve son yarışta Alonso’nun, McLaren’in eşit davranmayabileceğine dair şüpheleri nedeniyle FiA’nin McLaren’e bir gözlemci atamasına kadar varan süreçte Hamilton, yavaş yavaş kendi takımını kurmaya başladı. Bu özgüven, Hamilton’ın en büyük kazancı olurken, aynı zamanda onu hırpalayan en önemli zayıf noktası da olmaya adaydı.

Dünya şampiyonluğunu son turun son metrelerinde kazandığı 2008 sezonunda, Hamilton’la diğer sürücüler arasında bazı sürtüşmeler ve laf atışmalar çıkmaya başladı. Geriden başladığı Monza GP’sindeki sürüşü, birçok sürücü tarafından çok sıkı bir şekilde eleştirilen Hamilton, Çin GP’sinin basın toplantısında koltuğunda büyük bir yalnızlıkla oturuyor ve bunların hiçbirini kabul etmiyordu. Aynı yıl Belçika’daki yarışta, Kimi’nin onu yenecek kadar taşaklı olmadığını söylüyor ve Kubica, onun bunu söylediğine inanamayıp, “Gerçekten böyle mi dedi? Biz sürücülerin birbirimize saygısı olması gerek,” diyordu. Lewis Hamilton’ın, pist üstündeyken yenilgiyi asla kabul etmeyen tarzı ve daima en iyi olduğunu ispatlama arzusu, onu sevenler tarafından onun baş tacı edilmesini sağlarken, bir taraftan da Raikkonen’in F1′den ayrılmasıyla yıldız eksikliği yaşayan Formula 1′in yıldızlı tercihi hâline geldi. Formula 1 izlemeye, Lewis Hamilton’dan sonra başlayanların sayısının asla ve asla gözardı edilemeyecek kadar yüksek olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir proje olarak yetiştirilen Lewis Hamilton, bu payeyi sonuna kadar hak edecek yarışçı kabiliyetine elbette sahip, ancak özgüvenden megalomaniye varan tavrı, ona olmayacak şeyler yaptırıp/söyletiyor ve bu da Hamilton’ı, sürekli özür dileyen/hatalarından ders aldığını dile getiren pilotlardan biri hâline getiriyor.

Hamilton’ın kariyerindeki belki de en düşük nokta, şampiyonluğu kazandıktan sonraki sezon, hızlı bir araca sahip olmadığını fark ettiği 2009 yılının ilk yarışı oldu. Beklenmedik podyum sonucunu elden kaçırmamak için, Dave Ryan’ın yönlendirmesiyle hakemlere yalan söylemesi ve ardından sesinin titrediği bir basın toplantısında herkesten özür dilemesi, kısa kariyerinde yaşadığı en derin utançtı. Körü körüne ona hayran olan taraftarları, özür dilediği için onun ne kadar büyük bir iş başardığından dem vururken, neden yalan söylediği üzerinden düşünmeye fazla vakit harcamadılar. Diğer tarafta ondan nefret edenler ise, onun sadece yalan söylemiş olduğu gerçeğine odaklanıp, bir takım oyuncusu olmak gayretiyle yalana boğun eğmek zorunda kaldığı gerçeğini görmek istemediler. Her iki bakış açısı da, hem Hamilton hem adalet açısından oldukça sağlıksız bir yere götürdü onları. Hamilton da bu büyük enerjinin arasında kaldıkça sıkıştı ve yaptığı her hatadan sonra özür dileyerek bundan sıyrılabiliyor olmasını, kötü bir kalkan olarak kullandı. Arkasındaki büyük taraftar ve medya desteğiyle, yeni bir Senna üretilmesine duyulan müthiş özlemin onda yansıma bulmasıyla, pist üzerindeki en iyi pilot olduğu konusunda tartışmasız bir inanca kapıldı. 2011 Monaco GP’sine kadar uzanan bu süreçte Hamilton’ın özgüveni, narsistik bir paydada vücut buldu: Artık sadece o vardı ve birisi onu geçiyorsa, bunun sebebi sadece ve sadece arabasının yeteri kadar hızlı olmamasıydı.

2009 yılıyla başlayan bu inanç, Hamilton’ın birçok kez, “Ben elimden geleni yaptım, ama bu arabayla bu kadar,” söylemine yaslanmasına sebep oldu. Her yarış sonrasında otomatik bir PR robotu olarak, takımın “fantastik” bir iş çıkardığını söylemesinin yanı sıra, kendisinin tek ve mutlak gerçek olduğuna dair yaptığı göndermeler, ben eminim McLaren takımını oluşturan personeli olumsuz bir şekilde etkilemiştir. 2010 sezonu boyunca, sürekli ve sürekli Red Bull’un ne kadar hızlı olduğuna dair yaptığı göndermeler, bu anlamda değerlendirildiğinde sadece McLaren takımına karşı yapılan üstü örtük bir suçlama değil, aynı zamanda rakibinin emeği ve hızına da yapılan bir hakaret olarak algılanabilir zira aynı Hamilton, F1 kariyerine küçük bir takımda stajyer olarak başlayıp merdivenleri sırayla çıkan Senna, Schumacher, Hakkinen, Alonso, Raikkonen ve Vettel’in aksine doğrudan, gridin en iyi motoruna ve dayanıklılığına sahip bir takımda başlamanın avantajını kullandı. Ama bu durum, Hamilton’ın başarısı ya da yeteneğiyle doğrudan ilgisinin olmadığı gibi, onun suçu da değil; tıpkı Red Bull’un hızlı bir araç olmasının, Vettel’in bir suçu olmaması gibi. Bir önceki hafta İspanya GP’si tamamlandığında, podyuma çıkmadan önce sürücülerin su içip hazırlandıkları odada yarışı tartışırlarken, Hamilton’ın çıkıp Vettel’e, “Acayip bir yere basma gücünüz var,” demesinin, o anda yarış kazanmış meslektaşının başarısını bu denli küçültmesi, ne yakışıklı bir hareket ne de âdil bir hareket. Bir terslik olsaydı da yarışı Hamilton kazansaydı ve Vettel çıkıp, “Senin aracın da sert lastiklerle daha hızlıydı,” deseydi ne farkı olurdu? Hamilton ne hissederdi? Formula 1′i hepimiz biliyoruz. İyi bir aracınız yoksa, yarış kazanmanız mümkün değil. Peki, Red Bull’un son üç sezondur en hızlı araç olduğunu artık voleybol izleyicisinin bile bildiği şu ortamda, Hamilton’ın neredeyse her yarışta Red Bull’un avantajından bahsetmesinin anlamı ne? Monaco GP’sinin sıralama turları sonrasında Hamilton’ın verdiği şu röportaja bakın:

Burada sollama yapamıyorsunuz, elimden geleni yapacağım. Pes etmeyeceğim, ama yarışı kazanma şansım yok. Sebastian elini kolunu sallayarak kazanacak, ama işte yarış bu.

Buradaki rahatsızlığı görebiliyor musunuz? Hamilton, kendisinin kazanma şansı yoksa başka birisinin Vettel’i tehdit edebileceğini düşünmüyor bile (ki yarış, bu düşüncesinde ne kadar yanıldığını da ortaya koydu)! Takım arkadaşına ya da diğer pilotlara yaptığı bu saygısız çıkış, bu kendinden başkasını görmeyen yüce dağ retoriği, yarıştan önce, “Vettel’le sadece ben baş edebiliyorum ve bunu da onun sahip olduğundan daha yavaş bir araçla yapıyorum,” söyleminde de kendini hissettiriyor. Tüyünü de, yarışta yaptıkları ve yarıştan sonra söyledikleriyle koyuyor. Ne yazık ki benim için de Hamilton efsanesi(!) bu noktada bitiyor. Hakemlerin kendisini sürekli olarak cezalandırmasına yönelik yaptığı aptal ırkçı şakayı, çocukluğuna ve şiştikçe şişen Amerikalı tavrına bağlıyorum. Dolayısıyla, çok önemli bir mesele olsa da, diğer söylediklerinin yanında esamesini bile okuyamıyorum. Yan yana yarıştığı ve aynı ölüme aynı meydanı okuyan meslektaşlarına karşı takındığı bu megalomanik ve tepeden bakmacı tavır, diğerinin yanında devede kulak kalıyor. Haksız olduğu kadar yersiz de. Leows virajında Massa’ya yaptığı ataktan sonra, telsizden doğrudan Massa’yı suçlayıcı sözler etmesi, yarış sonrasında, “Bu sürücüler kesinlikle rezalet, aptalca,” derken ne yaptığının farkında bile olmaması, sonra da Twitter hesabından ucuz bir özürle olayı geçiştirip, sözlerini -sözde- geri alması, Hamilton’ın şu âna kadar pist üzerinde yaptığı her şeyi benim gözümde silmesine yetti de arttı bile.

Her yaptığı saçmalıktan sonra özür dilemeyi kendine âdet edinen Hamilton, ne yazık ki taraftarlarının ona körü körüne bağlanmaları nedeniyle belki ne yaptığının gerçekten farkına varamıyor. Futboldan devşirdiğimiz bu fanatiklik heyecanı, ne yazık ki gözleri kör ediyor ve adaletle nesnelliği bir fiskeyle deviriveriyor. “Özür diledi işte, daha ne yapsın!” düzleminde hâlâ onu savunmaya çalışan insanların, özür denilen makamın, aslında bir pişmanlık olduğunu ve o eyleme bir daha yeltenmeyeceğinin sözü olarak başvurulduğunu anlamaları gerekiyor. Bu kadar çok özür dileyen bir insan, aslında gerçekten özür dilemiyor demektir. Hamilton bir prosedürü uyguluyor. Dolayısıyla bu saygısızlık, ondaki bu narsizm zırhının bir yansıması olarak ortaya çıkıyor. Özür, onun için siyasi bir doğruculuk, bir politik gereklilik. Senna’nın, arabasından atlayıp, kaza yapan sürücüye yardım edişi ya da sürücü toplantılarında aktif bir şekilde güvenlik için yaptığı mücadeleler, hakkını arayan kimliğinin yanında Hamilton’ın bu ucuz ve imal edilmiş megalomanisinin gözümde hiçbir değeri yok artık. Bu saatten sonra en iyi pilot olduğunu istediği kadar ispatlasın, onu güneş gözlüğünden görünmeyen bakışları ve ince sakalıyla, “Belki de siyahım diyedir!” derkenki sırıtışıyla hatırlayacağım. Bu öz beni daha çok ilgilendiriyor. Hamilton’da olmayan bir [s]öz.

 

Ali Ünal

http://www.ali-unal.net/f1

Beğen(0)Beğenme(0)

Yorum yok

  1. Eyy Hamilton cu McLaren taraftarları... MSC, Hakinen le mücadelenin neyini severdi bilirmisiniz?? Hakinen bu takımda nasıl bilinir ve sevilirdi bileniniz varmı?? Bizler, Hamilton un takıma ne zaman gireceğini bekledik ama öylesine bir rezalet giriş yaptıki benim gibiler takımdan dahi nefret ettik.ALi Ünal ise takım sevgisini bir kenara atamadığından bu trene katılan son gurupdan.Hamilton geçen sezon ALi nin yazdığı şeyleri kendisi itiraf ettide hala bu adamı neden savunuyorsunuz.Takımdaki pozisyonu itibarıyla çok ileri hareketler yaptığını kendisi beyan etti ve birileri kulağını kapadıysada son haddede ALi Ünal da çıldırdı.
    2007 de kaybedilen şampiyonluğun hatta gerisinde gelebilecek seri şampiyonlukların müsebbipleri, Dennis ve Hamilton dur.
    Takımdan dışlanana kadar enfes çalışmalar yapan ALonso,( birileri kabül etmesede ) takıma çok şey kazandırdı.Öylesine hıtrpaladılar ki sezon sonunda beni serbest bırakın diye çığırdı.Belki bir gün birileri bu gerçekleri söyleyecekdir.Şunu unutmamak lazım ki; ALonso,Mclaren deki o seviyeye kendi başına gelmedi.
    1988 den beridir izleidğim F1 i ALonso nun pilotluğu bırakmasıyla birlikte aktif izleyiciliği bırakacağım.

    Ali ÜNal a teşekkür ediyorum...

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  2. "Hamilton’ın çıkıp Vettel’e, “Acayip bir yere basma gücünüz var,” demesinin, o anda yarış kazanmış meslektaşının başarısını bu denli küçültmesi, ne yakışıklı bir hareket ne de âdil bir hareket." Hamilton burada mevcut durumdan söz etmiş Ben başarıyı küçük düşürme olarak algılamadım sen o şekilde anlamışsın Yani kişiden kişiye değişir
    "Red Bull’un son üç sezondur en hızlı araç olduğunu artık voleybol izleyicisinin bile bildiği şu ortamda, Hamilton’ın neredeyse her yarışta Red Bull’un avantajından bahsetmesinin anlamı ne?"
    Sanırım bu köşe yazısını yazma sebebin özetle bu cümle Yukarıda da dediğim gibi Hamilton mevcut durumdan bahsetmiş Red Bull aracının 3 sezondur çok iyi olduğu herkesin bildiği birşey olabilir. Hamilton ın bunu söylemesi çok rahatsız edici bir durum değil

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  3. İlmiği Hamilton'un boynuna geçirip Alonso'cuların önüne bırakmış Ali Ünal. Eee size de sehpaya tekme atmak düşüyor hadi bakalım 5 senenin kinini nefretini ve çeşitli hezimmetlerinin intikamını buraya yorumlar yazarak çıkartın.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  4. Aynen dediğim gibi olmuş.Ali Ünal'ın Hamilton lehine yazılarından sonra, kendisinin bile Hamilton'a isyan noktasına gelmiş olması Hamilton taraftarlarını Fernando'ya yöneltmiştir.Hamiltonun vatandaşlarının,İngiliz olsun da çamurdan olsun mantığıyla Fernando hakkında söylediklerini, bir takım dergi ve mecmua alıntılarıyla süsleme yolunu şifahane gibi görmeye başlamışlardır.
    Ali Ünal burada Hamilton'un karekteristik ve narsistik kişilik bozukluğu durumunu ele almışken bazı taraftarlar hiçbir zaman tersini kabullenemedikleri davranışlarla yüzleşince hemen yazının içinde kendilerine yarayan kelimeler aramaya başlamışlardır.İngiliz takımın ingiliz pilotunun Fernando'ya karşı üstünlük kurma çalışmalarını, üstünlük kurmuş gibi kendi bilinçaltlarına yerleştirmişlerdir.Takım tarafından dışlanması,mekanikerlerin kötü sözlerine maruz kalması, lastik basınçlarının oynanması, aracının üzerine direk düşmesi tarzı sabotajı gibi tüm güçsüz bırakılma müdahalelerine rağmen dünya şampiyonluğunu 1 puanla kaybetmiş olması, diğer tarafın üstünlüğüne mi işarettir yoksa öyle olduğunun zannedilmesine mi işarettir.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  5. öncelikle şu uğraştığımız şeylere üzülüyorum. zaten çok fazla bir f1 fanı yok türkiye'de.şu ortamı gören fb-gs muhabbettinden bir farkı olmadığını anlar. bir sene sonra geriye baktığımızda bunlar komik gelecek.şurda bir avuç f1 fanı bunlarla uğraşmayalım.polemik konuları her zaman insanu yer bitirir, sevdiği şeylerden uzaklaştırır.
    hamilton bir suçunun olmadığını söyledi
    maldonado eleştirdi
    massa sert çıktı, buraya kadar normal. ee biz niye kendimizi yiyip bitiriyoz bu kdr, iki gün sonra bunlar unutulacak, ayrıca ben bu olayı kendimizin büyüttüğünü düşünüyorum burda.yabancı basında da çok önemsendi ama bu kdr değil kesinlikle.
    ali ünal'ın tanıtım yazısında da objektiflikten söz ediyor ve buna inanıyordum.ama burda yaptığı olay suçluyu tespit edip sonra kanıt aramak gibi olmuş, aynı türk adaleti(vettel'e df sözü mesela, Allah aşkına o manayı nasıl çıkardınız, en çok buna şaşırıdm)
    demek istediğim bunu bir futbol yazarı yapsa üzülmem çünkü o kdr futbol yazarı var ki, bir olmazsa diğerini okuruz. ama kaç kişi f1 yazıyor ki bu ülkede. hamilton belki bu lafını unutmayacak ama ali ünal da bu yazıyı yıllar sonra hatırladığında ne kdr kısa vadeli ve aceleci bir düşünceyle hareket ettiğini anlayacaktır.ünal'ı sadece lewis konusunda değil, diğer pilotlar ve konusunda objektif olmaya çağırıyorum, çünkü size gerçekten ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.arkadaşlara nacizane tavsiyem böyle polemik konularına fazla takılmamak, isteyen 29 mayıs 2012 tarihinde bir daha düşünsün, eminim birçok kişi 'abi biz neyi tartışıyormuşuz böyle' diyecektir.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  6. sonucta daha hızlı olan pilotu seçti Mclaren alonsonun casusluk skandalıyla ilgili zırlamasıda tüy dikti üstüne bence fernandoya arac bile vermeleri bile mucize o kadar olaydan sonra... sen hala fernandoyu secselerdi diyorsun ...

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  7. diaz ı ilk senesinde yenen hamilton gridin en hızlı pilotudur senna gibi efsane olacaktır ... sennada zamanında cok eleştirilmişti en sonunda formula1 in en cok konusulan pilotu oldu ... yarışmak ve kazanmak için sürekli zorlayan bir pilot olmak ne demek herkesin gözü görsün ve kesinlikle hamilton ı eleştirmeye kalkmasın .. zaten drs yüzünden yarışlar artık saçma oldu gerçek geçiş yapabilen gridin tek pilotuna saygı duyun ...

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  8. Yazıda bariz bi şekilde belirtilmiş . 2007 de ilk başlarda sezon bariz bi şekilde Alonso'nun arkasındaydı hatta Monaco yarışını Lewis'in elinden alıp ( onu erken pite çağırıp ) Alonso'ya verdiler.Tüm herşey Alonso lehine iken Lewis kendini kabul ettirdi takımı kendi etrafına topladı.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  9. Güzel bir yazı olmuş. Ben de son monaco yarışında Lewis i haksız buluyorum. Ama gerçek şu ki Aklını başına toplarsa geçen yıl ve bu yıl yaptığı gibi tuhaf kazalara karışmazsa Lewis her zaman şampiyonluk için yarışır ve F1 de araçtan fazlasını çıkaran en iyi pilottur. Sadece yarışa odaklanması lazım,Lewis kendine odaklı yarışıyor ve mağlubiyette hep suçlu arıyor. Bu hali de bana Renault dayken 2006 sezonunda MSC kendine yetişince sürekli takımı lastikleri FİA yı suçlayan Alonso yu hatırlatıyor.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  10. bu yazıda kullanılan taktik.
    -------------------------------------
    F1 Racing Mart 2011 - syf 30
    Liam Clogger (diaz hakkında konuşuyor)
    ........... her yarışta pit alanında dolaşarak onun yeteneklerini öven mühendisler görür ve duyarım, direksiyon başındaki kapasitesini sorgulamaya kimsenin gücü yetmez.
    Yazının ilerleyen bölümünde
    ......2007 yılında kask fırlatma olaylarını ve diazın bir çaylak pilota mağlup olmasını gerçekten unutamamıştım.
    -------------------------------------------
    Ali Ünal'ın da bu taktiği kullanmış.
    Asıl söylemek istediğinin her 2 kesimden de makul karşılanabilmesi için girizgah kısmında sonunda söyleyeceğinin aksi istikametinde yorumlar yapmış. sonunda da içini dökmüş. (tabi bunda yanlış birşey yok)

    Ayrıyetten Lewis'in pilotajı hakkında olumsuz da konuşmamış, (F1′in iyi pilotu olarak gösterilen diaza karşı önemli bir üstünlük kurması,), sadece Ali Ünal'a bizimkinin kişiliği batmış o kadar. o kısmı da makul karşılanabilir.
    ++++++++++++++++++++++++++++

    Hamilton'da olmayan bir "öz"den bahsetmiş. var mı yok mu kısmına girmeyeceğim.

    ama var olan bir öz'den hemde asıl öz'den bahseden birini buraya kopyala/yapıştır yapabilirim.

    John Booth:Her zaman geçiş kabiliyeti olan bir pilottur. Kararlarında çok katıdır. Bir karar almışsa gerisini düşünmez. Bu bir içgüdüdür.

    Yeterince kafi. aradığımız özellikler zaten bunlar değil mi?
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Ayrıyetten yazı çok başarılı diaz fanları bile yazının içine gömülü olan, kendileri açısından olumsuz tarafları kabullenmiş vaziyetteler. yani Lewis'e mağlup olduklarını %100 oranında kabul etmişler.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  11. nerde bizim cilt dergi fasikül sayfa arşivcileri

    adam yazmış işte alın tepe tepe saklayın

    malzeme bu.

    ben kaale almıyorum artık bu pilotun hiç bir hal haraketini

    çünkü f 1 bir değer katmıyor karalıyor ben demiyorum yalnız..

    yukarıdaki yazı ve pilotun kendi ifadeleri..

    neydi o..

    ALDATAN ALDANIR mıydı neydi...)))

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  12. Püfff tepkiye bak kınıyor muş nasıl bir fanatizm içindesiniz yahu. İyi sırf kimsenin kutsalına dokunmamak için tarafsızlık izanıyla spor ortamında kimse bir şey yazmasın, demesin. Böyle olacaksa dünya spor yazarlarına zaten ihtiyaç kalmamıştır...

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  13. arkadaşlar şunu da belirtmek istiyorum. herkes gerçekler falan demiş ama gördüğüm kadarıyla buradaki hemen hemen herkes bir takım yada pilota taraf. bu gerçekler biraz taraflı gerçekler. bana göre benim düşüncelerim de gerçek ama burdaki bir çok yorumla uyuşmuyor...

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  14. ali bey diğer pilotlar hakında da aynı tarafsızlıkla yazılarınızı bekliyoruz. sadece hamiltonla olmaz. o yazılarınızı okuduğumuzda hem sizin tarafsızlığınızı hem de burdaki tarafsızların ne kadar tarafsız olduğunu anlayabiliriz. bu tarafsızlık sadece bu yazıyla biraz havada kalır bence...

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  15. Ali bey, daha önce temas ettiğim noktalar hakkında bir yazı yazmış, tebrik ediyorum. Ama ne yazık ki, yazı ne kadar tarafsız olsa bile, yorumlar taraflardan gelir ve çoğu zaman anlayıştan yoksun, alaycı ve saygısızdır. Her spor sever istediği taraf olmakta özgürdür ama tarafsız gözle gerçeklerin anlatıldığı yazılar benim için değerlidir. Bu açıdan bu yazıyı beğenmiş olmaktayım ancak tabii ki, yazdığınız yazıya göre farklı kitlelerce "diğer taraf" ya da "düşman" olarak algılanabilirsiniz. Gerçekleri açıkça söyleme cesaretini göstermek büyük bir saygıyı hakeder, keşke her izleyiciden aynı saygıyı görebilsek. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  16. katıldığım yerleri olduğu gibi katılmadığım yerleride var yazının. Taraflı yada tarafsız yazılsın ne farkeder düşüncelerini dile getirmiş. hamilton'ı şanslı gören bir insanım bende ama bu şansı kendisi yarattı yeteneğiyle yarattı kalitesiyle yarattı. 2007 yılında en hızlı ve en dayanıklı arabaya oturmak suçsa bütün pilotların şampiyonlukları zan altındadır çünkü bütün şampiyonlar hızlı araçlarla şampiyon olmuşlardır. yarıştığı bütün serilerde şampiyon olmuş bir insanın 2007 yılındaki mclaren mp4-22 aracına oturması çok önemlidir kariyerine muhteşem bir otomobille başlaması bazılarının eleştirilerine neden olsada başarısıyla herkesin sesini kesmiştir. körü körüne fanatikçe duygularla onu savunduğum olmuştur ama eleştirmesinide biliyoruz en büyük kusurunun sıcağı sıcağına saşma sapan açıklamalar yapması olduğunu mclarenciler dahil herkes bilir.

    2007 yılı onun için çok iyi geçmiştir her anlamda. takım arkadaşı bir çifte şampiyondur onun tecrübelerinden yararlanmıştır ama onun yeteneklerini göz ardı etmek yanlış olur. ilk yılında şampiyonluğu 1 puanla kaçırmak herkese nasip olmayacak bir başarıdır. ama açıklık getirmek istediğim bir konuda şu hamilton bu hafta çok kötü şeyler yaşadı. her anlamda cumartesi pole beklerken 9.oldu pazar günü bazı olaylara karıştı ama herkesin onu suçlaması vurun abalıya anlayışır. massa'nın ferrari kariyeri tartışılırken yarış dışı kalmasını hamilton'a bağlaması ama video görüntülerinde hamilton'ın zerre kadar bir suçu olmadığının belli olması bazılarına geri adım attırmıştır. maldonado gibi bir pilotun hamilton'ın şampiyonluğuna dahi dil uzatması şampiyon gibi sürmüyor açıklaması aslında suçu üzerinden atmak için iyi bir plandır. umarım bundan sonraki kazalarında kendinide azda olsa suçlu görür. hamilton direk gelip mclarende yarıştı diye onu eleştirmek sadece bir kıskançlık ve içindeki ezilip kalmış duyguların dışa vurumudur. dediğim gibi hiç bir formula 1 pilotunun sicili temiz değildir ve sadece lewis kendini beğenmiş değildir her pilot en iyi olduğunu düşünür. hamilton'ın karıştığı olaylar nasıl skandalsa schuminin 2006 monacoda alonsonun hızlı turunu engellemek için la rascasse virajına aracı park etmeside o derece skandaldır. 2008 singapurda yarış kazanmak için bir takımın düzenlediği bir plana takım arkadaşının hayatı pahasına dahi ses çıkarmamak ve olaylardan haberim yok demekte bir okadar skandaldır. eski takım arkadaşı şampiyon olmasın diye onun rakibine yarım edeceğinide açıklamak bir skandaldır. kimse kendinisini sütten çıkmış ak kaşık görmesin. formula 1 şampiyon olmak için ve sevmediği arkadaşı şampiyon olmasın diye bir çok pilot bir çok skandala karışmıştır. ali bey düşüncelerini yazmış olsa da, saygı duyuyor olsam da keşke şuanda yarışan mevcut pilotlarında karıştığı skandallara yazılarında yer verseydi. son olarak hamilton her ne kadar birçok saçma işe karışmış olsada şuanda Formula 1'in Top Driver'idir ve onu sevmek yada sevmemek zorunda değiliz ama bunlar gerçeklerdir. Lewis Hamilton bir projedir mclarenin önümüzdeki yıllarındada başrol oynayacaktır. biz onu seviyoruz onu sevdiğimiz için kimse bizi eleştiremez ama onun tertemiz bir sicile sahip olduğunuda iddia etmiyoruz eğerki kim tuttuğu pilotunun tertemiz bir sicile sahip olduğunu düşünüyorsa yanılması an meselesidir.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  17. Abartmayalım. Çok iyi hatırlıyorum. GP2 yarışı Silvertone idi. Köpük bariyer değil reklam pankartı gibi dandik birşeye çarptı. O çarpmayla şoka girdiyse anlaki Lewis in dediği gibi olmuştur.

    Birde spin atmadı. Üç kişi girdiler viraja iç tarafı alan Lewis idi. En dışta kalan nelsondu. doğrudan pist dışına çıktı. Silverstone nin ilk sektöründe.

    Bu da videosu

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  18. -Arkadaslar okuyun alintidir:

    http://www.trf1.net/ozel-icerik/kose-yazilari/20280-sari-kaskli-efsane.html

    Son söz L. Hamilton için. Monaco Gp’ de onu izlediğim anlarda, Aytron Senna’ yı görür gibi oldum. Agresif stili ile sadece ilerlemeyi ve kazanmayı düşünmesi ve en önemlisi bu düşünceleri uygulayabilmesi bence mükemmel bir özellik. Yarış içerisinde çekiştiği ve temas yaşadığı pilotlar onu eleştirdi. Tıpkı Senna’ yı eleştirenler gibi. Formula 1 seyirciliği kariyerimde tuttuğum tek pilot Aytron Senna’ dır. Bu L. Hamilton’ u tutuyorum demek değildir, fanı da değilim. Ancak pist üzerinde gerçekten yarışan bir pilot görmek bana zevk veriyor. L. Hamilton’ u agresif olmakla suçlayanlar, Senna – Prost çekişmesini izlemeyenlerdir. Ve gerçek yarışın ne demek olduğunu henüz öğrenmemişlerdir.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  19. şimdi bakıyorumda,
    bu görüntülerde özellikle sonlara doğru yeni bir kamera açısı gösteriyor,
    yani tam cepheden,
    Moldanado-hamilton çarpışması ile Nelson-Salazar çarpışması arasında bir fark yok gibi,
    dediğim gibi o ceopheden çekilmiş kamera açısı herşeyi net gösteriyor,
    burada F1 dilinden konuşmak ve iyi analiz etmek gerekir,
    şimdi soruyorum sizlere özellikle mclarencilere,
    bunun neresi agresiflik?
    agresif agresif agresif diye diye övüpde bitiremediğiniz pilotunuz Salazar gibi işte :)
    başka nasıl anlatılabilirki veya izah edilebilir.
    sizlere inanmak güç gerçekten (mclarencilere)

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

Yorum Yap