Ana Sayfa Köşe Yazıları Vettel Direnerek

Vettel Direnerek

Gönderen: -
0

Son 10 yılda 10 kez pol pozisyonundaki sürücünün kazandığı ultra sıkıcı İspanya GP’sini, bu sezon yarışa ikinci sıradan başlayan Sebastian Vettel kazandı. Değişen lastikler, pit-stop stratejileri ve DRS üçlüsünün bambaşka bir çehreye büründürdüğü 2011 sezonunda, neredeyse hiç geçiş yaşanmayan İspanya GP’sinin bile zevkli ve bol geçişli olacağı tahmin ediliyordu. Pol pozisyonundaki sürücünün yarışı kazanamadığını görünce sanki bu beklentiler karşılanmış gibi görünüyor, ancak yine ve yine, bunca etkin değişikliklere rağmen İspanya GP’si, bu sezonki diğer yarışları aratacak aksiyondan eksikti. Pit-stop stratejilerinin sağladığı farklı lastik kullanımlarının bir parça etki yaptığı yarışta, bu sezonki en uzun kullanım aralığına sahip olan DRS ne yazık ki beklenen etkinlikte değildi. Yarışın sonlarında, Vettel ile Hamilton’ın 2005 San Marino GP’sindeki Alonso-Schumacher çekişmesini anımsatan mücadeleleri dışında, İspanya yarışı bu sezonun en sıkıcı yarışlarından biri oldu. Böyle söylüyorum ama, geçen sezonla karşılaştırdığımızda yunmuş da yıkanmış. Button, yine farklı pit-stop stratejisiyle yarışıp bu kez istediğini alırken, Red Bull ve McLaren dışındaki tüm takımlar, bu iki takımdan tur yedi. Kobayashi, ilk turda lastiğini patlatıp son sıraya düşmesine rağmen puan almayı başarırken, yarışa son sırada başlayan Heidfeld de, tıpkı Webber’in Çin’de yaptığına benzer bir şekilde üst sıralara tırmanıp yarışı 5. sırada bitirebildi.

Yarışın başlangıcıyla birlikte müthiş bir kalkış yapan Alonso, ilk viraja kadar olan uzun mesafede KERS’in de yardımıyla önündeki üç pilotu da geçerek liderliği aldı. Webber, Vettel’e yerini kaybederken, Hamilton da bir sıra geriledi, ancak ilk 10’da en büyük yer değişikliğini, grid pozisyonuna göre 5 sıra kaybeden Button ve grid pozisyonuna göre 4 sıra kazanan Schumacher oldu. Ortalığı darmaduman ettiği yıllarda belki en büyük zayıflığı yarış kalkışları olan Schumacher’in, F1’e döndükten sonraki kalkışları ciddi anlamda ayrı bir incelemeyi hak ediyor. Neredeyse her yarışta yer kazanmayı başardı Schumacher. Refleks anlamında oldukça yüz güldürücü bir gelişme. Yarışa son sıradan başlayan Heidfeld de, ilk tur sonunda 17.’liğe kadar yükselmişti. Ayrıca ilk turun sonunda Lotus pilotları Trulli ve Kovalainen’in, sırasıyla 15. ve 16. sırada olduklarını da belirtelim.

Yarışın ilk beş turu tamamlandığında ilk dört sıradaki Alonso, Vettel, Webber ve Hamilton, birbirlerine oldukça yakın turlar atarak DRS’i kullanmaya çabaladılar ancak 800 metrelik mesafe bile, düzlüğe çıkan son virajda araçların dağılan dengeleri sebebiyle sistemin etkin olmasını sağlamayınca, sürücüler pit-stop’lara kadar birbirini yoklamakla geçirdiler. Petrov, bu bölümde tur başına ortalama 1,5 saniye yavaş olunca, ilk pi-stop’lara gelindiğinde ilk dört sıradaki pilotla 5. sıradaki Petrov arasındaki fark 15 saniyeyi bulmuştu. Onun arkasındaki Mercedesler de Renault’ya yeteri kadar yaklaşamayınca ön sıradaki pilotların yerleri, bir anlamda yarış sonuna kadar belirlenmiş oldu. Birbirlerine göre yerlerini ise pit-stop’lar belirleyecekti. Burada önemli bir parantezi Button için açmak gerekiyor. İlk tur sonunda 10.’luğa kadar düşen Button’ın, yarışı podyumda bitirmesi gerçekten önemli bir başarı. Bu kadar geriye düştükten sonra ön sıradakileri yakalayabilmesi için tek şansı, onlardan farklı bir strateji denemekti. İstanbul’da bu strateji denemesi onun için istediği sonucu vermemişti, ancak burada Button, o ulvi taksi sürücülüğü özelliğini ve gerekli anlarda agresif geçiş yapabilme özelliğini kullanarak 3 pit-stop stratejisini kendisi için bir avantaja çevirdi.

9. turda Vettel’in pite girmesiyle başlayan domino, 10. turda Webber ve Alonso, 11. turda da Hamilton’la devam etti. 4 pit-stop penceresine denk gelen bu turlarda neredeyse tüm pilotlar, arkalarında palazlanan trafiğe takıldılar. Vettel, çok kritik bir hamleyle Button ve Massa’yı geride bırakarak Alonso ve Webber’e çok fazla zaman kaybetmemiş oldu. Ancak yine de Alonso’yu geride bırakamadı. Webber ise trafiğe takıldığı için, pite bir tur geç giren ve önü açık olduğundan bu giriş turunda iyi bir derece yapan Hamilton’a geçildi. Böylece ilk düellodan sonra Hamilton, Webber’i geçmeyi başarmış oldu. Alonso’nun, yarışın bu bölümünde arkasındaki Vettel’i tuttuğu oldukça barizdi. İkinci pit-stop’larda da kılıcı ilk çeken Vettel oldu ve bu kez Alonso’yu ekarte etmeyi başardı. Alonso ile Webber, ikinci pit-stop’a da aynı zamanda girdiler ve girdikleri sırayı koruyarak çıktılar. Hamilton, ikinci bölümde diğerlerinden farklı olarak yeni set yumuşak lastikle yarıştığı için Vettel’e göre 5, diğerlerine göre 4 tur fazladan attı. Özellikle yarışın 20. turunda, yani yumuşak lastiklerinin 8. turunda yarışın en hızlı derecesini kaydedebilmesi, Alonso ile olan yarışında ona önemli bir cephe kazandırmış oldu. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir nokta da şu: Alonso, pitten çıktıktan sonra 1:28.878 yaparken, Hamilton, lastikleri Alonso’ya göre çok çok yıpranmış olmasına rağmen 1:28.595 yapabiliyordu. Bu da Ferrari ile McLaren arasındaki farkı ve Alonso’nun neden yarışı kazanamayacağını çok net olarak gösteriyor. Bu noktada Vettel’in de, kullanılmamış yeni yumuşak lastiklerle attığı yarışın en hızlı turu, bir anlamda Red Bull’un yumuşak lastiklerdeki gerçek hızını gösteriyor ve Hamilton’ın da kendisini geçmesini engellemiş oluyordu. Bu bölümde Button da, aynı stratejide yarıştıkları Schumacher ve Rosberg ikilisinden, Rosberg’ü pitten sonra, Schumacher’i de pist üzerinde geçerek 5. sıraya gelmişti bile. Dolayısıyla yarışın ilk 5’ini oluşturacak pilotlar, 22. turda belirlenmiş oluyordu. Bu noktada 6. sıradaki Schumacher, 1 kez pite girdiği halde, 2 kez pite giren ön gruptan 19 saniye geride olduğunu belirtelim. Bu sayede, yarışı aynı tur içinde neden sadece 4 aracın bitirmiş olduğunu da anlayabiliriz.

Pit Stoplar

Yarışın bundan sonraki bölümü görece biraz daha sıkıcı geçti. 4 pit-stop yapan takımlar, son set yumuşak lastiklerini kullandıkları için yarışın bundan sonraki bölümlerinde sert lastikleri kullandılar. İlginç olan nokta, Alonso ile Webber’in, aynı stratejide yarışmalarına rağmen, Alonso’nun dördüncü bölümde taktığı sert lastikleri sadece 10 tur kullanabilmesi, Webber’inse bu lastikleri 8 tur daha fazla yürütebilmesi oldu. Böyle olunca Alonso, aynı set sert lastiklerle yarışın sonuna kadar (27 tur) gitmek zorunda kaldı. Tabii Alonso’nun sert lastikle neden sadece 10 tur gidebildiğine bakmak gerekiyor. Button, bu bölümde yumuşak lastiklerle yarışıyordu ve 32. turda pitten çıktığında Alonso ile Webber’in 6 saniye gerisindeydi. 36. turda ise her ikisinin de önündeydi. Alonso-Webber ikilisine tur başına 2,5 saniye hızla yaklaşan Button’ın, her ikisini de geçecek olması çok barizdi ancak Alonso eğer Webber’i tutmamış olsaydı, belki Webber bir süre daha direnebilirdi. Alonso’nun, 10 turdan sonra pite girmesiyle Webber bir anda 1.31’lerden 1:28’lere düştü. Dolayısıyla Alonso’nun ne kadar yavaş olduğunu ve pite girmek mecburiyetinde kaldığını görebiliyoruz. Ancak takım yine de Alonso’yu biraz daha pistte tutabilirdi. Yarışın 27 turluk son bölümünü tek set lastikte götürmek pek akıl kârı olmadı. Yarışın son turlarında liderden 4 saniyeye daha yavaş turlar atıyordu. 18. turda lider olan Alonso,yarış bittiğinde ilk dört sıradaki pilottan tur yemişti.

Ön grubun arka kısmındaki düzen böylece tamamlanırken, son pit-stop’lardan sonra liderlik için mücadele de kıyasıya başlamış oldu. Hamilton, üçüncü bölümde Vettel’e göre daha geç pite girdiği halde, yumuşak lastikleri yeterince iyi kullanamadığı için üçüncü pit-stop’u Vettel’den hemen sonra yapmak zorunda kaldı. Bu da, yumuşak lastiklerle önü açıkken fazladan tur atıp Vettel’e avantaj sağlama şansını yok etmiş oldu. Ayrıca Vettel pitten çıktıktan sonra önü açık olduğu için böyle bir riski almaya da gerek yoktu. Dördüncü bölümde de farkı istikrarlı bir şekilde kapatan Hamilton ve McLaren, nedense bir türlü o erken hamleyi yapamadı. Vettel ve Red Bull, her zaman pite önce giren ekip oldular ve yeni lastiklerle attıkları bir tur onlara hep avantaj getirdi. McLaren, Red Bull’dan bir tur önce çağırmış olsaydı Hamilton’ı, bu yarışı McLaren’in kazanması işten değildi zira sert lastiklerde Red Bull, yumuşakta olduğu kadar rekabetçi olamadı. Buna KERS’in bir olup bir olmamasını da eklerseniz McLaren’in edinebileceği avantajı hayal edebilirsiniz. Son bölümde, bana kalırsa yarışın tümünden daha fazla heyecan vardı. Vettel’in, yüksek yere basma gücü gerektiren yerlerde farkı açmasını, Hamilton’ın düzlüklerde ve DRS bölgesinde bu farkı kapatmasını parmaklarımı yiye yiye izledim. Farkın 1 saniyenin altında kalmasının bir sebebi Red Bull’un KERS’inin bozulmasıysa, diğer bir sebebi de Hamilton’ın, her turda DRS’i kullanarak fazladan 0,3 saniye kazanması oldu. Yarışın son turlarında Vettel, ikinci sektörde farkı 0,2s açıyor, Hamilton bu farkı ana düzlükte kapatıyordu. Bu noktada McLaren’in, Red Bull’dan biraz daha hızlı olduğunu söylemek mümkün çünkü 1 saniyelik pencereye girmek için, öndeki araçtan gerçekten hızlı olmanız gerekiyor.

İki Mercedes, yarışın başından sonuna kadar birbirleriyle mücadele ettiler ve yarışı da liderin 1 tur gerisinde bitirdiler. Bu gerçekten, tıpkı Ferrari için olduğu gibi kabul edilecek bir durum değil. Yere basma gücü anlamında her iki takımın da McLaren ve Red Bull’a göre oldukça büyük eksiklikleri var. Yarışın ilk turunda beşinci sırada yer alan Petrov’un da, yarışı 1 tur deriden ilk 10’un dışında bitirmesi, Renault için de pek iyi haberler vermiyor. İlginç de bir not: Heidfeld, yarışa sondan başlamasına rağmen yarışı yepyeni lastikleri sayesinde yarışı 6. sırada başlayan takım arkadaşı Petrov’un önünde bitirmeyi başardı! Yarış hızı gayet iyi olan Sauber’in, neden bu taktiği kullanmadığını ve lastiklerini saklamadığını merak ediyorum. Force India, Heidfeld’in istemeden yaptığı şeyi bilerek yaptı ve yeni lastikleri yarışa sakladı, ancak yarış hızı yeterince iyi olmadığı için 16. ve 17. sırada başladıkları yarışı ancak 12. ve 13. olarak bitirebildiler. Yarışa 14. sırada başlayan, ilk tur sonunda sonunculuğa gerileyen, ama yarışı 10. sırada tamamlayan Kobayashi’nin, yarışa yepyeni lastiklerle tıpkı Heidfeld gibi başladığını düşündüğümüzde nereye tırmanacağını kim bilir. Williams, yine kötü bir yarış çıkararak bir kez daha puansız ayrılırken Lotus, sıralama turlarında gördüğümüz “şişirilmiş” durumun normale dönmesiyle yarışı yine 2 tur geriden ve Williams’ın 55 saniye arkasında bitirdi. Virgin’e tur bindirmiş olmaları onlar için yeterli olur mu bilinmez. Son not olarak da, Liuzzi’nin, yarış dışı kaldığı âna kadar Glock’a epey direndiğini söyleyelim.

PİT STOP STRATEJİLERİ

Vettel: Yk Yk (9) Yy (18) Sk (34) Sy (48) 4
Hamilton: Yk Yy (11) Yk (23) Sk (35) Sy (49) 4
Button: Yk Yy (14) Yk (30) Sy (48) 3
Webber: Yk Yk (10) Yy (19) Sy (29) Sy (47) 4
Alonso: Yk Yk (10) Yk (19) Sy (29) Sy (39) 4
Schumacher: Yk Yk (10) Yy (26) Sy (41) 3
Rosberg: Yk Yk (11) Yk (27) Sy (42) 3
Heidfeld: Sy Yy (21) Yy (36) Yy (50) 3
Perez: Yk Sy (7) Yy (29) Yk (47) 3
Kobayashi: Yk Sy (1) Yy (25) Yk (44) 3
Petrov: Yk Yk (11) Yk (26) Sy (41) 3
Di Resta: Yk Yy (15) Yy (32) Sy (51) 3
Sutil: Sy Yy (13) Yy (30) Yk (48) 3
Buemi: Yk Yk (9) Yy (25) Sy (42) 3
Maldonado: Yk Yk (8) Yk (20) Sy (36) Sy (53) 4
Alguersuari: Yk Yy (11) Yk (24) Sy (36) Sy (50) 4
Barrichello: Sy Yy (11) Yy (23) Sy (35) Yy (54) 4
Trulli: Yy Yk (15) Yk (29) Sy (43) 3
Glock: Yk Yy (16) Yk (38) Sy (53) 3
D’Ambrosio: Y Y (20) S (34) 2
Karthikeyan: Yk Yk (14) Yk (28) Sy (47) 3
Massa: Yk Yk (11) Yk (21) Sy (36) 3
Kovalainen: Yk Yk (16) Yk (28) Sy (41) 3
Liuzzi: Yk Yk (16) 1
Yk Yumuşak, kullanılmış
Yy Yumuşak, yeni
Sk Sert, kullanılmış
Sy Sert, yeni

 

Ali Ünal

http://www.ali-unal.net/f1/

Beğen(0)Beğenme(0)

Yorum yok

  1. Bu noktada McLaren’in, Red Bull’dan biraz daha hızlı olduğunu söylemek mümkün çünkü 1 saniyelik pencereye girmek için, öndeki araçtan gerçekten hızlı olmanız gerekiyor.

    Oldukça iyi bir tesbit. Yarışta Mclarenin bu hızını görünce Red Bullun yarışı kazanmadığını, Mclarenin yarışı kaybettiğini düşündüm. Bu da Red Bull için iyi bir hafta sonu geçtiği anlamına geliyor. Eğer Mclarenlerden bir tanesi ilk sırada başlasaydı yarışta uzayıp giderdi.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  2. Mesela yarışın son kısmındaki Vettel-Hamilton çekişmesi çok güzeldi lastikler aynıydı sanırsam 1 tur aralıklarla girdiler yanlış hatırlamıyorsam pite lastikler aynıydı yani çok güzel oldu.
    Ama arka tarafta lastiği yeni olan çok rahat geçiyor geçilen sürücüde zorlamıyor tabi.
    Umarım ayarlarlar birde şu DRS kanat açısı aralığı biraz daha düşürülebilir sunilik bir nebze olsun azalır...

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  3. Ne yani, Monako caddelerinde herkes aynı lastiklerle yarışırken McLarenin RB'yi sonra da Ferrarinin ikisini birden normal şartlarda geçmesini mi bekliyorsun?
    Yıllardır herkes geçiş geçiş diye ağladı... Şimdi "İLK DEFA" bunu başardılar, şimdi de yok yarış karışık falan filan diye sersenişler yapılıyor... 2009 daha mı iyi idi yani...
    Olan şudur: Eskiden bir Futbol maçı gibi yarışlar izliyorduk, 2-3 geçiş oluyordu,
    Artık Basketbol Hatta NBA maçı gibi yarışlar izliyoruz, 60-70 geçiş oluyor...

    Tabi ki az olan şeyin değeri daha falza, fazla olan şeyin değeri de daha az olucaktır. Ancak unutulmamalıdır ki yıllardır insanların istediği şey Daha fazla Geçiştir...

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  4. Yarış fena değildi ama ben bu lastik işinden çok sıkıldım.
    Lastiği taze olan sanki bilgisayar oyununda geçiş yapar gibi geçiyor ben bunu sevmedim pit sayısı 3'ü geçmemeli böyle ayarlamalı pirelli.

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

  5. f1 izlemek artık bulmaca çözmek gibi.yk-yy kullanılmış.drs ile geçmiş yok geçilmiş.sıkılmaya başladım bu durumdan tadı tuzu kalmadı artık.sıralama turlarını izlemek istemiyorum aslında.yakında yarışlardanda kopabilirm belkide (birileride sevinir artık)

    Beğen(0)

    Yorumu bildir

Yorum Yap